CAHİLİYE DEVRİ ARAPLARININ AHLAKÎ YAPILARI (8)
kalanı bırakın." 5 Taif'te bilhassa murabaha ve tefecilik çok yaygındı. Çünkü, halk zengindi. Taif verimli bir bölge idi. Taif halkı Müslüman olduktan sonra, Resulûllah, burada sulh şartlarını açıklarken, öncelikle bu tefecilik ve murabahanın kalkacağına dair söz aldılar. Revaçta iş olan tefecilik şöyle yapılıyordu: Belli bir şartla birine borç para verirler ve alacak zamanı tayin ederlerdi. Bu zaman gelince borçlu eğer borcunu ödeyemezse eski faizin üstüne bir kat daha faiz eklenirdi. Tekrar ödeyemezse, tekrar bir kat daha faiz eklenirdi. Böyle böyle eklenen faizlerle borç, ödenemeyecek bir hal alırdı. Bundan en çok da fakir fukara ve ziraatçılar zarar görürdü. Bu düzende, bütün halkın parası birkaç zenginin elinde toplanmıştı. Bilhassa Yahudilerin elinde toplanırdı. Bunu üzerine şu ayet-i kerime nâzil oldu: "Ey iman edenler! Ribayı kat kat yemeyin. Allah'tan sakının ki, felah bulasınız." 6 Faizden başka, borçlanma hususunda yapılması câiz olmayan birçok güçlükler de vardı. Bunlar insanı yıpratıyor, paranın tek elde toplanmasını doğuruyordu. Örnek olarak, borç para alan kimse eğer borcunu ödeyemezse, alacaklı rehin mallarını değerinden düşük fiyatla borçludan alıyor, mala sahip oluyordu. Maddî varlıklar bir yana, bazan efrad-ı aile, kadın ve çocuklar bile rehin alınıyordu. Soygunculuk ve eşkıyalık: Arap kabilelerinin çoğu soygunculuk ve yol kesmekle geçinirdi. Bu, artık onların hususiyetlerinden olmuştu. Özellikle bazı kabileler, bununla meşhur olmuştu. Böyle kabilelere "lüsus" denirdi. Tay kabilesi bunları en meşhuru idi. Bu soyguncular şehir dışında, ormanda, çölde, dağda pusu kurar, şehirden çıkan yolcu ve kafilelere baskın yaparak onları soyarlardı. Bunları durduracak bir nizam veya hükümet Arabistan'da yoktu. Tay kabilesinin meşhur Hıris5 Bakara, 278 6 Âl-i İmran, 129
