CAHİLİYE DEVRİ ARAPLARININ AHLAKÎ YAPILARI (6)
İçki içmenin haram olması hakkındaki hüküm, yavaş yavaş halk alıştırılarak inmiştir. Bundan da anlıyoruz ki, içki bütün memlekete kök salmıştı. Şarap men edilmeden önce Hz. Ömer şöyle dua etmişti: "Ya Rabbi! Şarap hakkında bize şifa verici vazıh bir beyan buyur." Bunun üzerine şu ayet-i kerime nâzil oldu: "Sana sarhoş edici içkileri ve kumarı soruyorlar. De ki: İkisinde de hem büyük günah vardır, hem insanlara faide vardır. Günahları faidelerinden daha büyüktür." 2 Bu ayetin nüzulü ile sahabenin bazıları şarap içmeyi bıraktı. Fakat bir gün Ensar'dan biri, bir grubu davet etmişti. Mecliste şarap kadehleri dönüyordu. Akşam namazı vakti geldi. İçlerinden biri imamlık yapacaktı. Namazda imam Kafirûn Sûresi'ni yanlış okudu. Bunun üzerine şu ayet-i kerime nâzil oldu: "Ey mü'minler! Sarhoş iken ve söylediğinizi (hakkıyla) bilmedikçe namaza yaklaşmayın." 3 Bu ayet-i kerime de kesin bir hüküm vermiyordu. Namaz vakti dışında içki içilebiliyor, sarhoş olanlar namaza yaklaşmıyordu. Bir davet sırasında şarap içilirken, "Ensar mı iyidir, Muhacir mi iyidir" münakaşası çıktı. Münakaşa yavaş yavaş mücadeleye dönüştü. Bunun üzerine şu hüküm geldi: "Ey iman edenler! İçki de, kumar da, dikili taşlara (kurban kesmek) de, fal oklarını kullanmak da şeytanın kârı olan murdar işlerden başka bir şey değildir. Bunlardan kaçının ki felah bulasınız." 4 Bundan sonra şarap içmek tamamen haram oldu. Bu ayet-i kerime indiği sırada Hz. Ebu Ubeyde, Seyyidü'l-Kurra Ubeyye b. Kaab, Ebu Talha'nın evinde misafir idi. Hepsi sarhoşluktan sallanıyordu. Tam bu sırada biri seslendi: "Resul-i Ekrem şarabı menetti." Bunu duyar duymaz meclistekiler kadehleri ve testileri kırdılar. Bu haber yayılınca, her duyan sahabi aynı şeyi yaptı. Buhari'nin rivayetinde: "Sokaklarda su gibi şarap aktı" denmektedir. Su gibi şarap aktı denmesinden de anlaşılıyor ki, Araplar içkiye çok düşkündüler. 2 Bakara, 221-222 3 Nîsâ, 42 4 Mâide, 93
