HAKLAR, VAZİFELER VE HÜRRİYETLER
Hak ve vazife kavramı, yetki-mesuliyet münasebeti gibi birbirine yakın, birbirini tamamlayan mefhumlardır. Bir hak, beraberinde vazife şuurunu da taşır. Her hak bir yetkinin, her vazife de bir mesuliyetin sebebidir. Hürriyet ise, ubûdiyet şartlarında ve meşrû dairede bir mükellefin hareket serbestliğidir. Hak ve vazife, bir baskıya neden olacak bir imtiyaz sebebi olmadığı gibi, hürriyet de, mesuliyet hissi taşımadan, aşırı bir başıboşluğa gidiş değildir. Vedâ Hutbesi, bu husustaki ölçü ve incelikleri de ortaya koymaktadır. Hak kavramı ve ölçüsünü Cenab-ı Hak ortaya koymuştur. Bunu ifadeyle Resulûllah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: "Ey insanlar! Cenab-ı Hak, hak sahibine hakkını Kur'an'da vermiştir. Vârise vasiyet etmeğe lüzum yoktur." Vedâ Hutbesi'nde, ilmi ve doğruyu yayma ve hakkı tebliğ etme hürriyet ve vazifesi de vurgulanır. Bütün hak ve hürriyetler, mesuliyetlerle dengeli ve hak adınadır.
