EMANETİN HAKKINA RİAYET (2)
düşmanları bile şehadet etmektedir. Ancak insanlardan bir kısmı, O'nun davasını tuhaf görüp kibirlendi ve peygamberliğini inkâra kalkıştı. Fakat bu inkârın hiçbir dayanağı yoktur. Şimdi, düşmanların bile Resulûllah'ın doğruluğuna nasıl şehadet ettiklerini görelim: Beyhakî, Muğire b. Şu'be'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Peygamberi ilk tanıdığımda benimle Ebu Cehil, Mekke sokaklarında Resulûllah ile karşılaştık. Resulûllah, Ebu Cehil'e hitaben buyurdu: "Ey Ebu Hakem! Allah'a ve Resulü'ne gel. Ben, seni, Allah'a davet ediyorum." Ebu Cehil, buna karşılık şöyle dedi: "Ya Muhammed! Sen, bizim ilâhlarımızın aleyhinde bulunmaktan vazgeçer misin? Tebliğ ettiğin şeylere bizim şehadetimizden başka bir şey istemiyorsun. Biz tebliğ ettiğine dair şehadet ederiz. Allah'a yemin ederim, dediğinin hak olduğunu bilseydim Sana tâbi olurdum." Allah'ın Resulü yoluna devam etti. Ebu Cehil bana dönüp dedi ki: "Allah'a yemin ederim; dediğini hak olarak biliyorum. Ancak O'na tâbi olmaktan beni bir şey men ediyor. Kureyşoğulları, `Kâbe bekçiliği bizdedir' dediler; yine kabul ettik. Sonra; `Şûra Meclisi bizdedir' dediler, onu da kabul ettik. Daha sonra, misafirlere yemek yedirmek hususunda yarışma hâlindeyken, `bizden bir peygamber vardır' demeğe kalkıştılar. Allah'a yemin ederim, ben bunu kabul etmem." Tirmizî, Hz. Ali'den rivayet etmiştir: Ebu Cehil, Peygamber'e dedi ki: "Biz, Seni yalanlayamayız. Ancak getirdiğin şeyi yalanlıyoruz." Bunun üzerine şu âyet nâzil oldu: "Onlar, Seni yalanlayamazlar. Ancak zâlimler Allah'ın âyetlerini inkâra kalkışıyorlar." 266 `Emanet', peygamberlerde bulunması gereken sıfatlardandır. Hz. Peygamberin, Allah tarafından kendisine yüklenen görevlere bağlı 266 En'âm, 33
