TEMEL TESPİTLER (10)


İnsandaki bu üstünlük, fazilet ve şeref insanın çamur kalıbına üflenen nefhâ-i İlâhîden gelmektedir. Bu nefha, Hak'tan bir cevherdir ve fıtrî yapısı itibarıyla Hakk'a yönelmelidir. Cin ve insanların yaratılış gayesi zaten ibadettir. Çünkü, ibadet ve kulluk; Allah'a dönüşün, Hakk'a seyr ü seferin gerçekleşme yoludur. Peygamberlerin görevi de, insanları ibadet yolu ile Hakk'a çağırmak ve çevirmektir. İşte Vedâ Hutbesi'nde, üzerinde önemle durulan ubûdiyet gerçeği bu büyük mânâ ve hedefi yakalamak içindir. Aslında, insanın yanında her şey Allah'a kulluk etmektedir. Şu ayet-i kerimeler bunu anlatır: "Göklerde ve yerde kim varsa; onlar da, gölgeleri de sabah-akşam, ister-istemez Allah'a secde eder." 184 "Yedi gökle yer ve bunların içinde bulunanlar O'nu tesbih ederler. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur." 185 Şu husus katiyetle bilinmelidir ki, kâmil anlamda kulluğun gerçekleşmesi için nefis terbiyesi ve tezkiyesi şarttır. Hatta denebilir ki, kulluğun önündeki engel nefsin günahı ve kötülüğüdür. Nitekim, bu gerçek, Vedâ Hutbesi'nin girişinde belirtilmiştir: "Nefislerimizin fenalıklarından ve kötü emellerinden O'na sığınırız." Dikkat edilirse, burada insanın iç yapısına dikkat çekilmektedir. Hakkını, hukukunu, hürriyetini dava ettiğimiz insan nedir? Bunun bilinmemesi hâlinde her reçetenin yanlış olacağı, her tedavinin hastalığı daha da vahimleştireceği ortadadır. İşte ulûhiyet ve ubûdiyet gerçeğinden ve de insanın iç yapısından habersiz kişi ya da kuruluşların insan hak ve hürriyetlerini tespit etme ve vermede isabetli 184 Ra'd, 15 185 İsrâ, 44