TEMEL TESPİTLER (9)


şöyle der: "Eğer cennet ile cehennem arasında bulunsaydım da hangisine gideceğimi bilmeseydim, nereye gideceğimi öğrenmeden önce kul olmayı tercih ederdim." 181 Keza; Hz. Ali (r.a.) zâhidlerin başı, âbidlerin büyüğüdür. "Görmediğim Allah'a ibadet etmem" diyerek, ibadetindeki ihsan şuurunu ve takvasını ispat etmiştir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), Vedâ Hutbesi'nde insanın yaratılış gayesini teşkil eden işte bu ubudiyet gerçeğine işaret eder, insanları Allah'a itaate davet eder. Esasen, kulluğun mazii `Bezm-i Elest'e uzanır. Cenab-ı Hakk'ın, yarattığı ruhlara, "Ben, sizin Rabbiniz ve hâlıkınız değil miyim?" sualine bütün ruhlar, "Sen bizim Rabbimiz ve hâlıkımızsın" demişlerdi. Bu, ezelî bir kulluk muahedesi, anlaşması idi. Bu muahede yahut ezelî biat ebede doğru uzanıp gidecekti. Nitekim insan, ceset olarak çamurdan şekillenip ruh üflenince halifetullaha namzet bir kul hâline geldi: "Hani, Rabb'in meleklere, `Muhakkak Ben, yeryüzünde bir halife yaratacağım' demişti." 182 Halife olma sıfatıyla kulluk mükellefiyeti birbirini tamamlar. Zira, halifelik vasfı Allah'a kul olmanın ileri bir merhalesi veya kulluğun yüceliğine erme hâlidir. Ve Cenab-ı Hak, kulluk şuuru ve vazifesiyle gönderdiği insana her şeyi hizmet ettirmiştir. Yeryüzü ve her şey insanın emrine verilmiş, insan da Allah'a kulluk için yaratılmıştır: "Yeryüzündeki her şeyi, sizin emrinize müsahhar kıldı." 183 181 Hilye, c. 1, s. 60-61 182 Bakara, 30 183 Câsiye, 13