HUNEYN BOZGUNUNUN ASIL SEBEBİ (7)


lam taşır. Her şey Allah'a râcidir; harbin sebebi de, cereyanı da, sonucu da. O halde; her şeyi kudretinde bulunduran, her an her istediğini yapabilen Hak'tan istemek lazımdır. İşte Resul-i Ekrem, bunu yapmış; dua ve niyazla Allah'a iltica etmiş, mü'minlerin birliğini ve neticede zaferi talep etmişti. Nitekim, O'nun duası müstecab oldu. Öyleyse mü'min; zor anlarda hem tedbirini elden bırakmayacak, hem de dua ve niyazla İlahî rahmeti coşturacaktır. Yani, fiilî ve kavlî dua birleşecek; böylece Allah-u Teâlâ'nın rahmeti, merhameti ve yardımı ulaşacaktır. Böyle anlarda Allah (c.c.), düşmanın kalbine korku salacak, böylece onlar dağılacaktır. Nitekim, Huneyn'de de böyle olmuştur. İlk anlardaki bozgun, daha sonra yerini derlenip toparlanmaya terk etmiştir. Bozgunun sebebi ortadan kaldırılarak zafer sebeplerine sımsıkı yapışılmıştır: Resul-i Ekrem'in Allah indinde müstecab olan duasına ilave olarak, Müslüman orduya derlenip toparlanma çağrısı yapılmış; bir anlık ürkeklik ve panik ortadan kaldırılmıştır. Özellikle Hz. Abbas'ın gelmesiyle yaptığı çağrı, Müslümanları derhal harp meydanına çekmiştir. Niyetlerini tashih eden, ani bir nefs muhasebesi yapan Müslümanlar, i'lâ-yı kelimetullah uğruna cihadın şevki, heyecanı ve şecaatını yeniden kazanarak düşmanın üzerine atılmışlardır. Müslümanlar, beşerî endişeleri ve mâsivâya meyli reddederek, yalnız Allah rızasını isteyerek ve Hz. Peygambere yaptıkları biatı hatırlayarak toparlanıp düşmanın üzerine yürümüşlerdir. Bu hal de, galibiyeti hazırlayan sebeplerdendir. Yine Resul-i Ekrem'in duası ve çağrısı üzerine Müslümanlar, çokluklarına güvenmenin verdiği hazzın yerine, Allah'a güvenmenin hazzını tatmış ve o anı yakalamışlardır. Allah'a güvenip dayanmak ise, zaferin temel şartıdır.