SİYASÎ DİPLOMASİ VE MEKTUPLARIN TAŞIDIĞI HİKMETLER (4)


dır. Günümüzde özellikle Avrupa'da çoğunluğu genç olmak üzere pekçok insan uyuşturucu madde ve içki bağımlısıdır ve bunların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Demek ki, en büyük hürriyet; insanın Allah'a kul olmasıdır. En büyük saadet; Allah'ın hükümlerine tâbi olmak, O'nun emirlerini yerine getirmektir. Çünkü, insanı en latif şekilde yaratan Allah, onu neyin mutlu ve huzurlu kılacağını da en iyi bilendir. Bu sırrı kavrayan ve iman ederek Allah'ın dinine giren insan, zamanla nefsinin esaretinden kurtularak tamamen Allah'ın iradesine râm olur ki; kullukta en yüksek makam budur. Hâl böyle olunca; kulluğun zirvesinde bulunan Resulûllah, kendisini Allah'ın kulu ve kölesi olarak tanıtmakta ve kurtuluşa ermek isteyen her insanı bu hâle davet etmektedir. Buradaki enteresan bir nükte de; Hz. Peygamberin kapalı ifadelerle ümerayı taltif etmesi, bunu yaparken de kelimeleri seçmekte zillete düşmemek için itina göstermesidir. Dikkat edilirse, Resulûllah Efendimiz, "Rum'un ulusuna" "Kıptilerin büyüğüne" gibi ifadeler kullanırken onlara bir değer atfetmemiştir. Zira, böyle olsaydı, "Ey büyük Kisra" ya da "Büyüğümüz Kisra" gibi ifadeler kullanırdı. Efendimiz (s.a.v.), seçtiği ifadelerle karşısındakine, "şahsıma saygı duyuluyor" hissiyatını vermiştir. Fakat aslen, bir Müslümanla kıyas dahi edilemeyeceğinin ifadesi bu kelimelerde gizlidir. Böylelikle Peygamber Efendimiz, ince siyasetiyle hem karşısındakinin kalbini te'lif ederek davete hazır kılmış, hem de bunu yaparken İslam'ın ve bir peygamberin izzetine halel getirecek ifadeleri kullanmaktan kaçınmasını bilmiştir. Hatta, öyle ince bir siyaset ve zeka örneği göstererek bunu yapmıştır ki; muhatabının, "beni methediyor" zannettiği kelimeler aslında ona haddini bildirmektedir. Buradan anlıyoruz ki; davetçi, Allah'ın hükmüne uymayan ümeraya asla taviz vermeden, hem kalbini te'lif etmeyi, hem de haddini bildirmeyi başarmalıdır.