SİYASÎ DİPLOMASİ VE MEKTUPLARIN TAŞIDIĞI HİKMETLER (5)
Nitekim, aşağıdaki selam ifadesinde de aynı nükte gizlidir. Heraklius, kendisine selam veriliyor zannetse de, aslında selama layık olmanın Müslüman olmakla mümkün olduğu hakikati kendisine ifade edilmektedir. "Allah'ın selamı, hidayet yoluna girmiş bulunan kimse üzerine olsun..." Burada selam; nazar, tecelli, şefkat, rahmet, merhamet mânâlarındadır. Resulûllah, Allah'ın selamı, hidayetteki kimselere; yani Müslümanların üzerine olsun, buyuruyor. Aslında, mektup bir davet ve tebliğ niteliğindedir. Allah'ın selamının herkesten evvel Müslümanların üzerine olması dileği, mü'minlerin bu şerefe herkesten fazla layık olmaları sebebiyledir. Çünkü, onlar, daha önce de anlatıldığı gibi, Allah'a itaat eden hakiki kullardır. Resulûllah, hidayet yoluna girenlere ve üstünlüklerine işaret buyurarak mektuba başlıyor ve hükümdarı da bu kutlu yola girmeye davet ediyor. "Buna göre, Ben, seni tam bir İslam daveti ile İslam'a çağırıyorum. İslam'a gir, sonunda emniyet ve selamet içinde olursun." Burada, emniyet ve selamet içinde olabilmenin yolu açıkça belirtilmiştir. Buna göre; İslam'a girmeyen, emniyet ve selamet içinde değildir. Buradaki emniyet ve selametin mânâsı; dünyadaki ve ahiretteki kurtuluştur. Demek oluyor ki; kurtuluşa ve selamete ermek isteyen bir insan, İslamiyet'i kabul etmek, İslam'ın emir ve yasaklarına uymak mecburiyetindedir. Bunun dışındaki hiçbir yol, din ve şeriat insanı dünya ve ahiret saadetine eriştiremez. Resulûllah'tan önceki peygamberlere inanan ve onların şeriatıyla amel eden kimseler için de durum aynıdır. Kaldı ki, Resulûllah'ın kitap ehli imparatora ve hükümdarlara mektuplar göndererek onları İslam'a girmeye davet etmesi de, bu konuda hiçbir soru işaretine yer bırakmayacak kadar açık bir delildir. Şöyle ki; eğer kendi dinlerinde kalmaları onları selamete
