İFFET VE NAMUSUNA ALLAH’IN ŞAHİTLİK ETTİĞİ KADIN: HZ. AİŞE (3)
karakterli, dürüst bir kişiye yakışan bir ifadedir. Bilmediği şey hakkında insan, rastgele söz etmemelidir. Bu gibi iftiraya uğrayan kadınlar da Hz. Aişe'yi örnek almalıdırlar. Nitekim, Hz. Aişe Hz. Yusuf'un babası gibi, "Artık en güzel şey sabırdır. Onların nitelemelerine karşı sığınacağım sadece Allah'tır" dedi ve gerçekten Allah'a sığındı. Allah da âyetle onu temize çıkardı. Bu iftira hakkında nâzil olan âyet-i kerimelerin ilki şöyledir: "Size bir iftirayla gelenler, bir avuç kişidir. Siz bu iftirayı, size bir şer sanmayın. Belki de, sizin için hayırdır. Onların her birine ise yaptıkları kötülüğün bir karşılığı var. Onlar arasından bu büyük cinayete girişenlere ise büyük azap vardır." 17 Demek ki, iftiranın da -şer olduğu haldebir faydası vardır. Bazen iftiralar, dedikodular, kimi insanların büyüklüğünü ortaya çıkarır. İftiralar, dedikodular, aslında; büyük insanları, ters yönden reklam etmektir. İftiralar, insanları üzer ama, insanın olgunlaşmasında da büyük faydası vardır. Bu âyetten sonra Resulûllah, "Müjdeler olsun ya Aişe! Allah seni tebriye etti!" buyurdu. Bunun üzerine, Hz. Aişe'nin annesi, "Kalk ona teşekkür et" dedi. Hz. Aişe, "Hayır, vallahi olmaz. Allah'tan başkasına şükran borçlu değilim. Çünkü, âyet indirip beni temize çıkaran O'dur" dedi. Bu bize, Hz. Aişe'nin, Allah'tan başka ve Allah'a denk hiçbir varlığı tanımadığını gösteriyor. Bu sözlerde, Resulûllah'a karşı bir saygısızlık söz konusu değildir. Bu sözler, her hâlükârda yalnız Allah'a hamd edileceğini gösterir. Bu durum, mü'minlerin akidesini ortaya koyar. İfk olayı, İslam akidesini pekiştirme hikmetini taşımaktadır. İfk olayı, iftiraya verilecek cezanın meşruiyetini de ortaya çıkardı. Bu âyetlerin nâzil olmasından sonra Resulûllah (s.a.v.) iftirada çok ileri gittikleri için Mistah b. Esase, Hassan b. Sabit ve Hamnet b. Cahş'a had vurdurdu. Hadd-i Kazf adı verilen bu ceza, bizzat 17 Nûr, 11
