CAHİLİYE DEVRİ ARAPLARININ AHLAKÎ YAPILARI (11)
(s.a.v.) şöyle buyurdular: "Benim yanıma getirmeden önce bunu düşünecektiniz. Mesele hâkime gelince artık tavsiyeye hakkınız yoktur." Vahşet ve hunharlık: Arapların gece-gündüz ölmeleri, öldürmeleri, hırsızlık yapmaları, soygunculuktaki âdetleri onları âdeta vahşi birer hayvan yapmıştı. Kalpleri taşlaşmış, duygusuz bir hayat tarzına sahip olmuşlardı. Canlı devenin hörgücünü kesip kebap yaparlardı. Aynı şekilde canlı koyunun kuyruğunu kesip yapılan yemek çok kıymetli idi. Bunlar büyük marifet ve kabadayılık sayılırdı. Canlı hayvanlar ağaçlara bağlanır, üzerlerinde ok atma talimi yapılırdı. Muharebelerde hamile kadınların karınlarını yararlar, ölülerin kulak ve burunlarını kesip kadınlarına süs yaparlardı. Ölünün kafatasından şarap içerlerdi. Suçu olanlara verilen cezalar başka bir vahşetti. Suçluyu bir ağaca bağlarlar, çeşitli yerlerine ağaç dalları batırıp bırakırlardı. Kadınları saçlarından atlara bağlarlar, vücutları paramparça olana dek atları koştururlardı. Bu cezaları, Arap hükümdarları ve reisleri yaptırırlardı. Gazap ettikleri adamları hapseder, aç-susuz bırakır, ölüme terk ederlerdi. Bu işe "sabır" denirdi. Deveyi kabirler üzerine bağlarlar, yiyecek ve su vermezlerdi. Deve bu şekilde çırpınarak ölürdü. Buna da "beliyye" derlerdi. Zina ve fuhuş: Umumi ve gelenek olan işlerden biri de zina ve fuhuştu. Fuhuş olayları hakkında şiirler söylenir, fahriyeler yazılırdı. Arapların en meşhur şairi İmru'l-Kays bir şehzade, bir hükümet reisi idi. Fakat halasının kızı Anize ile ve diğer kadınlarla yaptığı rezalet ve hayâsızlıkları meşhur Lamiyye kasidesinde teferruatı ile anlatmış-
