CAHİLİYE DEVRİ ARAPLARININ AHLAKÎ YAPILARI (10)


Hırsızlığın en yoğun olduğu toplum Bedevilerdi. Hırsızlık onların hususiyetleri hâlini almıştı. Bunlar Müslüman olduktan sonra Resulûllah, öncelikle hırsızlık yapmayacaklarına dair erkeklerinden ve kadınlarından ayrı ayrı söz aldı. Hırsızlık en çok hac mevsiminde olurdu. Hırsızlar türlü türlü hileler kurarlardı. Örnek olarak; ucu eğri uzunca bir sopa çok işlerine yarardı. "Mihcen" dedikleri bu sopa ile, hacıların yorgun ve gaflette oldukları zamanlarda, öteberilerini karıştırırlar, çekerlerdi. Hırsızlık, Arapların iktisadî fakirliklerinin bir neticesi idi. Bu sebeple de, hırsızlık yapan için çaldığı malın sahibi hiç önemli değildi. Çok yakın dost ve akrabalarının malını çalmak, tanımadıklarınınkini çalmaktan farklı olmazdı. Aynı aile çocukları bile birbirlerinin malını çalmakta fırsatları kaçırmazlardı. Medine'de Bişr, Büşeyr ve Mübeşşir isimli üç şahıs vardı. Bunlara Ben-i Ubeyrak denirdi. Bişr münafık idi. Resulûllah'a hicivde bulunmuş, sonra da suçunu ötekilere atmıştı. Çok fakir ve sefil idiler. Rifaa adlı bir adamın evindeki eşyalarını çalmak için yeraltından tünel kazmışlardı. Resulûllah, çalınan malı Rifaa'ya geri verdi. Rifaa da bu malı Allah yolunda vakfettiğini bildirdi. Onlar da, kaçıp müşriklere iltihak ettiler. Bir vasıta araya koyarak bu işi yapanlar da vardı. Nitekim, bir kadın hırsızlık için Kureyş'e gidip geliyordu. Halka da, bu işi Resulûllah dediği için yaptığını söylüyordu. Bu kadının yaptıklarını Zeyd b. Usame, Resulûllah'a bildirdi. Resul-i Ekrem şöyle buyurdu: "Bu iş hududullaha aittir. (Ayağa kalkarak şöyle devam ettiler): Eski milletler, hırsızlık eden küçükler ceza gördükleri halde, büyükler ceza görmedikleri için helak oldular. Allah'a yemin ederim ki, kızım Fatıma dahi hırsızlık etse elini keserim." Yine bir gün, Safvan b. Umeyye'ye ait bir elbise çalınmıştı. Hırsız yakalandı ve Resulûllah'a getirildi. Resulûllah, hırsızın elinin kesilmesini emir buyurdu. Safvan adama acıdı ve, "Ya Resulallah! Bir elbise için bir Arab'ın eli kesilir mi?" dedi. Resul-i Ekrem