HİLAFET VE İDARECİLİKLE İLGİLİ MEKTUPLARI (5)


Osman'ın katillerini sana vermem hususundaki isteğine gelince, bu işi düşündüm ve onları sana ya da bir başkasına vermenin mümkün olmadığını gördüm. Ömrüme yemin ederim ki, eğer günahını ve ihtilafını terk etmezsen, yakında seni istediklerini bileceksin. Taleplerinden seni, ne karada ne denizde, ne dağda, ne ovada yükümlü tutuyorlar. Bu bulduğunda seni üzecek bir talep, onunla karşılaşmanın seni mutlu etmeyeceği bir ziyaretçidir. Selam, layık olanların üzerine olsun..."1994 Muaviye'ye gönderdiği bir mektup: "Seni çağırdığında çağrısına icabet ettiğin, sana liderlik yaptığında ona uyduğun, sana emrettiğinde itaat ettiğin -kendi süsüyle güzelleşen ve lezzetiyle aldatandünyadan içinde bulunduğun durumun örtüleri açıldığında ne yapacaksın? Seni ondan bir kalkanın kurtaramayacağı durduran (ölüm) durdurmak üzeredir. Bu işten uzak dur! Hesabın hazırlığını yap! Başına gelecekler için paçalarını sıva! Ayartanların konuşmalarına kulak asma! Sana söylediklerimi yapmazsan, gaflete düştüğün şeyi bildireyim. Sen, şeytanın senden alacağını aldığı, ümidine ulaştığı, sende ruhun ve kanın akması gibi aktığı rahatlık içinde olan birisin. (Bir hadiste, `Şeytan âdemoğlunda kanın aktığı gibi akar' buyrulmaktadır.) Ey Muaviye! Ne zamandan beri önceliğiniz ve yüce bir şerefiniz olmadan, tebaanın lideri ve ümmetin işinin sahibi oldunuz? Önceki sıkıntıyı ısrarla sürdürmekten Allah'a sığınırız. Seni emelin verdiği gururda ısrarcı davranmak ve zâhir ile bâtını bir olmamak (münafıklık) hususunda uyarıyorum. Savaşa çağırıyorsun, insanları bir yana bırak hangimizin kalbinin yenik ve basireti örtülü olduğunun bilinmesi için bana karşı çık ve iki tarafı da savaşmaktan muaf tut! Ben, Hasan'ın babası, Bedir Savaşı'nda -yarmak suretiylededenin, dayının ve kardeşinin katiliyim. O kılıç yanımdadır. O kalple düşmanımla karşılaşıyorum. 1994 Nehcü'l-Belağa s. 265-266