UHUD SAVAŞI (2)
Yağmaya başlarken, kafirler, o yolu boş ve askeri çapulla uğraşır görünce o yola yüz tutup, Abdullah'ı bazı sahabiler ile şehit etti. Hz. Muhammed (s.a.v.)'in sözlerine aykırılık eseri, şüphesiz askerin parçalanmasına sebep oldu. Kafirler galip geldi. İslam askeri üçe bölündü. Ravzatü'l-Ahbab'da yazılmıştır ki: "İslam askeri dağılıp Hz. Resulü (s.a.v.) tenha, yapayalnız bırakınca, O Hazret Ali (a.s.)'dan başka kimseyi hizmetinde görmeyerek dedi ki: `Ey Ali! Sen niçin öteki topluluklara katılmadın?' Hz. Murteza: `Ya Resûlallah, Seninleyim Ben' dedi. Ansızın bütün kafirler Resûlullah'a yüz tuttu. Hazret-i Resul: `Ya Ali! Bu topluluğu dağıt, perişan et!' dedi. Hz. Ali (a.s.) o topluluğu dağıttı. Çoğunu öldürdü, cehennem malikine kavuşturdu. O halde iken Cebrail indi: `Ya Resulallah' dedi, `Ali (a.s.)'ın yaptığı bu iş Sana gönülden bağlılığının yüceliğidir!' Hz. Resul (s.a.v.): `Evet O Bendendir, Ben de O'ndanım' diye buyurdu. Cebrail de: `Ben de Sizdenim!' dedi. (...) Kummaoğlu, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) doğruluk ve safâ güneşinin parladığı alnını, bir cefa taşı atarak yaraladı. Ve bu yaradan akan kanları Hz. Muhammed bir taraftan temizliyor, bir taraftan da: `Eğer bir damla bu kandan yeryüzüne dökülse âsumânın belası iner' diyordu.
