UHUD SAVAŞI
Bedir Savaşı'ndan sonra kafirler asker toplayıp üç bin silahlı ve tertipli Medine'ye doğru yüz tuttular. Uhud diye tanınan menzile vardılar. Bu sırada Hazret-i Risâlet de yedi yüz Muhacir ve Ensar ile onlara karşı çıktı. Karşı karşıya saf bağladılar. Uhud dağı arkada ve Medine karşıda, Ayın dağı solda kaldı. Ayın dağının bir vadisi, bir gediği pusu kurmaya elverişli idi. Hazreti Resul (s.a.v.), Abdullah Habib'i elli okçu ile o yeri korumaya gönderdi. Onlara: "İslam askeri galip de gelse, mağlup da olsa bu yerden ayrılmayınız! Bu gedikten başka bir yere gitmeyiniz" dedi. İki taraftan savaş ateşlenince ve muhabere meydanı kızışınca Kureyş cemaatinden Ebu Talha oğlu Talha meydana gelerek Ebu Tâlib oğlu Ali (a.s.)'ın elinde can verdi. Oğlu da cenge başlayınca Hamza'nın elinden ölüm şarabını yudumladı. Kısaca zafer kapıları İslam askerine açıldı. Kafirlerin askerleri birbirine karışıp bozgunluğa uğradı. (...) Abdullah Habib onları yasakladı ise de başarılı olamadı.
