RESÛLULLAH’IN, SON NEFESİNİ HZ. ALİ’NİN KUCAĞINDA VERMESİ (11)


`Ey Fâtıma, Benim ruhum kabzolunurken,"inna lillahi ve inna ileyhi raciun"u 342 tekrar et. Tahammül kıl ki, her insana Hak Teala bir musibete bir karşılık verir, her tahammüle bir tahammül kaderlenmiştir' dedi. Hazret-i Fâtıma (a.s.) sordu: `Ey server Sana karşılık mı olur?' Hz. Muhammed (s.a.v.) bu hâle şahit olan mü'minlerin analarını yanına toplayıp onlara ibadet, taat, sabır ve kanaat tavsiyesinde bulundu. Hz. Fâtıma (a.s.)'a da: `Hasan ve Hüseyin'i getir' dedi. Hasan ve Hüseyin geldi. Selam verip ağlaya ağlaya karşısında durdular. Orada bulunanların hepsi onların bu halinden ağlamaya başladılar. Hz. Hasan elem dolu yüzünü dedesinin nurlar dolu yanaklarına sürerdi. Ve Hüseyin de, yaş döken gözlerini O'nun Arş'ı tutan el ve avucuna temas ettirip ağlar dururdu. Hz. Muhammed (s.a.v.) de şefkatli bir gözle bakıp ayrılıklarından hasret âhı çeker ve ince duygusunun yaşlarını dökerdi." 343 Sünni Beyhakî'nin Sünen'inden: Enes'den rivayet edilmektedir: "Allah'ın Resulü'nün (s.a.v.) ölüm hastalığı sırasında, Hz. Fâtıma (a.s.) O'nu kendi göğsüne yasladı. Resûlullah'ın (s.a.v.) rahatsızlığı çok şiddetli idi. Hz. Fâtıma (a.s.): `Âh, Babamın rahatsızlığı ne şiddetlidir!' dedi. Peygamber (s.a.v.): `Artık bu günden sonra Babanın bir rahatsızlığı kalmayacak' dedi." 344 Sünni İbn-i Esir'in eserinden: 342 Bakara, 155 343 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, s. 143-145 344 Beyhakî, Sünen, c. 3, s. 409