HZ. ALİ’NİN YANINDA ANLAYIŞLI EŞ: HZ. FÂTIMA (3)
Hz. Ali (a.s.) şöyle cevap verdi: `Ya Resûlallah, evden çıktığımda evde hiçbir şey yoktu, sabredin, Fâtıma'ya biraz hurma temin edeyim. Bu yahudiyle, doldurduğum her kovaya karşı bir hurma almak üzere anlaştık.' Bir miktar hurma elde edince de onları eteğine döktü, Hasan (a.s.) ve Hüseyin'i (a.s.) alıp eve döndü." 260 İki şefkatli eş olan Hz. Ali (a.s.) ile Hz. Fâtıma (a.s.) evin işlerini kendi aralarında taksim ettiler. Hz. Fâtıma (a.s.) evin içindeki; yani hamur yapmak, ekmek pişirmek, evi süpürmek gibi işleri yapmayı üstlendi. Hz. Ali (a.s.) da odun getirmek ve yiyecek temin etmek gibi evin dışındaki işleri üstlendi. Bir gün Hz. Ali (a.s.) Hz. Fâtıma (a.s.)'a şöyle dedi: "Ya Fâtıma, evde yiyecek bir şey var mı?" Hz. Fâtıma (a.s.): "Hayır! Allah'a and olsun ki, üç gündür çocuklarım Hasan ve Hüseyin açtırlar. Kendim de bir şey yemedim." Hz. Ali (a.s.): "Neden Bana söylemedin?" Hz. Fâtıma (a.s.): "Babam Resûlullah (s.a.v.), sizden bir şey istememi nehyetmiştir ve buyurmuştur ki: Amcaoğlundan asla bir şey isteme. Bir şey getirdiğinde al, aksi takdirde O'ndan bir şey isteme!" Hz. Ali (a.s.) (bu sözleri duyduktan sonra) evden dışarı çıktı ve yolda birisiyle karşılaştı. Ailesine yiyecek temin etmek için o adamdan bir dinar borç aldı. Bu esnada o sıcak havada Mikdad b. Esved'i çok perişan ve üzgün bir halde gördü. Bunun üzerine ona: "Ne olmuş? Neden bu sıcak vakitte evden dışarı çıkmışsın?" diye sordu. Mikdad: "Açlık beni evden çıkarmıştır; çocuklarımın ağlama seslerini duymaya tahammül edemedim" dedi. 260 Taberî, Zehâirü'l-Ukba, s. 49
