HZ. ALİ’NİN YANINDA ANLAYIŞLI EŞ: HZ. FÂTIMA (2)


yumuşak ve düşünceli olması herhalde sadece Hz. Fâtıma (a.s.)'da görülebilecek bir fevkaladeliktir. Sahabelerden İmran b. El-Husayn (r.a.) diyor ki: "Bir gün Hz. Fâtıma-i Zehra (a.s.) Resûlullah'ın (s.a.v.) huzuruna gelmişti. Ben de oradaydım. Hz. Fâtıma'nın (a.s.) mübarek yüzlerinde açlıktan bir sarılık vardı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Fâtıma'nın (a.s.) yüzüne baktı, gözlerinden yaş geldi ve mübarek ellerini göğsü üzerine koyarak şu duayı okudu: "Ey açları doyuran Allah'ım! Muhammed'in (s.a.v.) kızı Fâtıma'yı aç bırakma!" İmran der ki: "Bir de baktım ki, o anda Hz. Fâtıma-i Zehra'nın yüzünden o sarılık gitti, yerine güzel bir pembelik geldi. Bir süre sonra Hz. Fâtıma-i Zehra'ya rastladım. Bana dedi ki: Ya İmran! O günden sonra artık Bana açlık musallat olmuyor." 259 Umeys kızı Esma şöyle diyor: "Bir gün Resûlullah (s.a.v.) Fâtıma (a.s.)'ın evini teşrif buyurdu, Hasan ve Hüseyin (a.s.) ise evde değillerdi. Resûlullah onları sordu. Fâtıma (a.s.) cevaben şöyle dedi: `Bugün evimizde yiyecek için bir şey olmadığından Ali dışarı çıkarken, Hasan ve Hüseyin'i de, ağlayıp Senden yemek istemesinler diye kendimle dışarı götürüyorum buyurdu ve onları da kendisiyle götürüp, falan yahudi şahsın yanına gitti.' Resûlullah (s.a.v.) Ali'yi (a.s.) aramak için dışarı çıktı; O'nu bir yahudinin hurmalığında su çekmekle meşgul olduğu halde buldu. Hasan (a.s.) ve Hüseyin'in (a.s.) da oynamakla meşgul olduklarını gördü. Bir miktar hurma da alıp onların yanına gitti ve Ali'ye (a.s.) şöyle buyurdu: `Hava sıcak olmadan, Hasan ve Hüseyin'i eve götürmek istemiyor musun?' 259 Ebu Nuaym, Delaliü'n-Nübüvve, s. 176; Es-Seyyid Ahmed Zihni Dahlan, Siretü'nNebeviyye, c. 3, s. 186