ÜSTÜN TEVAZUU HEYBETİNİ EKSİLTMEZDİ


Resulûllah'ın alçak gönüllü oluşu içtendi. Çok cana yakın ve yumuşak idi. Kendisine yakın olanlarla görüştüğü gibi, kendisine yabancı olan insanlarla da görüşürdü. Yapmacık hareketlere kaçmadan, kendisini zorlamadan ashabı, efradı ve ailesiyle konuştuğu gibi, düşmanlardan gelen heyetlerle de konuşur; hakkı açık olarak ortaya koyardı. Simaı, doğruluğuna şahitlik yaptığı gibi, bütün iş ve davranışları da fıtratına uygun olarak tezahür ediyordu. Medine'de bir melik ile karşılaşacağını tasavvur eden Hatemoğlu Adiy'in sözünü dinleyelim: "Mescidde bulunan Hz. Muhammed'in yanına girdim. Kendisine selam verdim. Peygamber bana; `Kimsin?' diye sordu. `Hatemoğlu Adiy'yim' dedim. O zaman kalktı ve beni eve götürmek istedi. Allah'a yemin ederim, eve götürmekte iken zayıf ve yaşlı bir kadın ile karşılaştı ve kadın özel bir iş için uzun bir zaman O'nu ayakta bekletti. O zaman, bu melik değildir, dedim. Sonra Allah'ın Resulü beni eve götürdü ve bana yüzü deri, içi de hurma ağacının kabuğundan doldurulmuş olan bir yastık uzattı ve `Bunun üzerine otur' dedi. `Hayır, Sen otur' dedim.