TEMEL TESPİTLER (12)
lanabileceğini her fırsatta vurgulamış, nübüvvetin gayesinin güzel ahlakı tamamlamak olduğunu beyan etmiştir. Hişam'ın oğlu Said anlatıyor: "Aişe validemizin huzura girdim. Resulûllah'ın ahlakından sordum. Buyurdular ki: `Sen, Kur'an'ı okumuyor musun?' Ben, `Evet, okuyorum' dedim. Aişe validemiz, `Resulûllah'ın (s.a.v.) ahlakı, Kur'an'dır' buyurdular." Resulûllah (s.a.v.) bir duasında, "Ey Allah'ım! Benim yaratılışımı ve ahlakımı güzelleştir" ve yine, "Ey Allah'ım! Beni ahlakların çirkinlerinden uzaklaştır ve koru" buyurmuştur. İşte Vedâ Hutbesi, ubûdiyeti emretmek ve nefsin kötülüğünden Allah'a sığınmayı tavsiye etmekle en hayatî meseleyi ele almış ve ebedî bir mesajı insanlığa sunmuştur. Günümüzde insanlığın marifetten, ubûdiyetten ve güzel ahlaktan mahrum oluşu, Vedâ Hutbesi'nin ehemmiyetini daha da artırmıştır. İnsanlığa hak ve hürriyet bahşetme davasında olanlar, önce kendi hak ve hürriyetlerinin ve fıtrî ihtiyaçlarının farkında olmalıdırlar. 3. Kader gerçeği: Vedâ Hutbesi'nin girişinde kader gerçeğine de işaret edilir. İnsan, kendi başına kâim bir varlık değildir. Küllî iradenin insan üzerinde murâkıplığı ve insanı yönlendirmesi vardır. İnsan, ne tamamen bağımsız, ne de tamamen esirdir. Ama hiçbir zaman insan iradesi küllî iradeyi aşamaz, ancak insanın başına gelenler, kendi tercihiyle yaptığının karşılığıdır. Bu yüzden insanın kesbi ve tercihi olmakla beraber, hidayet ve dalalet de Allah'tandır. Zira, mutlak fâil, Allah'tır. Hâlık O'dur. Hidayet ve dalaletin kanunları vardır. Bu gerçek, Vedâ Hutbesi'nin girişinde temel tespit olarak şöyle ifade edilir: "Allah'ın hidayet ettiğini kimse yoldan çıkaramaz. Allah'ın şaşırttığını kimse yola
