TEHLİKENİN EN BÜYÜĞÜ: NİFAK VE MÜNAFIKLIK (4)
olan ise, "Ey Muhacirler!" diye bağırarak Muhacirler'i çağırdı. Bunun üzerine Resulûllah, "Bu cahiliye davası da nedir?" buyurdu. Daha sonra haberi duyan münafık lideri Abdullah ibn-i Selül, "Onlar öyle bir işi yaptılar ha!.. Allah'a yemin ederim ki, Medine'ye dönecek olursak en şerefli ve kuvvetli olan (kendisini kastediyor) oradan (Medine'den) en hakir olanı (Resulûllah'ı kastediyor) çıkaracaktır." Bunun üzerine Hz. Ömer Abdullah b. Selül'ün boynunu vurmak için izin istedi. Ancak Resulûllah, "Bırak onu! İnsanlar; Muhammed, ashabını öldürüyor, demesinler" buyurdu. 116 Bu hadise üzerine nâzil olan Münafıkûn Sûresi 7. ve 8. âyetlerde Cenâb-ı Hak, "Onlar; `And olsun, eğer Medine'ye dönerse; en üstün olan, en alçak olanı oradan muhakkak çıkaracaktır' diyorlardı. Hâlbuki üstünlük ancak Allah'ın, Peygamberinin ve mü'minlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler" buyurmak sûretiyle, münafıkların halini ifade ediyor. Bu olaylar cereyan ederken, Abdullah ibn-i Selül'ün, samimi olarak iman etmiş olan oğlu Abdullah'ın, Resulûllah'ın, babasını öldürteceği yolunda haberler duyunca Hz. Peygamber'e gelmesi ve, "İzin ver ki, kâfir olan babamı kendi ellerime öldüreyim" diyerek Resulûllah'tan izin istemesi son derece ibret verici, düşündürücü bir hadisedir. Nifak ve küfür sebebiyle kararmış bir kalp ile, imanın kök saldığı bir kalbin arasındaki farkı göstermesi bakımından bu hadise de ibretle doludur. Resulûllah'ın, Abdullah'a cevabı ise, "Biz ona iyi davranacağız. Ona güzel muamelede bulunacağız. Yanımızdaki sohbeti sebebiyle, kendisine herhangi bir şey yapılmayacaktır" şeklinde olmuştur. 117 Münafıkların çıkardığı nifak ve fitnelerin belki de en korkuncu ve Müslümanları en derinden yaralayanı Hz. Âişe'ye iftira edilmesi; İfk hadisesidir. 116 Buharî, Tefsir, Sûre: 63-5; Müslim, Birr, 63-64 117 İbn-i Hişâm, Sîret, c. 2, s.292; İbn-i Kesîr, Tefsir, c. 8, s. 159
