TARAFLARIN KÛFE’DE BİRARAYA GELMESİ (3)
"Bütün övenlerin övdüğü gibi Allah'ı övgüyle anarım. Tanıkların tanıklık ettiği gibi Allah'tan başka ilah olmadığına tanıklık ederim. Yine tanıklık ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. O'nu, halkı doğru yola iletmek üzere göndermiş ve vahyinin güvenilir taşıyıcısı kılmıştır. Allah'ın selamı ve rahmeti O'na ve soyuna olsun. Şimdi, and olsun Allah'a insanlar için halkın hayrını en çok isteyen kişi olduğumu umuyorum, şükürler olsun ki hiçbir Müslümana karşı kalbimde kin taşımıyor, hiçbir Müslümanın kötülüğünü istemiyorum. Bilin ki, birlik ve beraberlik halinde hoşlanmadığınız durum, yalnız başına ve dağınıklık halinde hoşlandığınız durumdan (sizin için) daha iyidir. Bilin ki, benim sizin için düşündüğüm sizin kendiniz için düşündüğünüzden daha iyidir. O halde, emrime karşı çıkmayın, görüşümü reddetmeyin. Allah, beni ve sizi bağışlasın ve bizi sevdiği ve razı olduğu şeye yöneltsin." 565 Sonra şöyle dedi: "Ey millet! Allah sizi bizim ilkimizle doğru yola iletti. Sonuncumuzla da kanlarınızı korudu. Şüphesiz, bu işin de bir süresi vardır. Dünya değişim ve dolaşım halindedir. Aziz ve yüce Allah, Peygamberi Muhammed'e şöyle buyurmuştur: "De ki: Size vaat edilen yakın mı uzak mı bilmiyorum. Hiç kuşkusuz O, sözün açığını da bilir, gizli tuttuklarınızı da bilir. Bilmiyorum, belki, de bu sizi denemek ve bir zamana kadar faydalandırmak içindir."566 Daha sonra şöyle devam etti: "... Muaviye, meseleyi benim onu hilafete layık gördüğüm, kendimi ise bu işe layık görmediğim şeklinde lanse ediyor. Yalan söylüyor. Biz, aziz ve yüce Allah'ın Kitabı'nda ve Resulü'nün hükmüyle hükümete herkesten daha layığız, ancak Resulüllah'ın vefatı anından itibaren sürekli zulme maruz kalmış, haksızlığa uğramışız. 565 el-İrşad, Şeyh Müfid, s. 169 566 Enbiya, 109-111
