RESULÜLLAH’IN (S.A.V) RIHLETİNDE İMAM HÜSEYİN (A.S.) (2)


Dünyadaki reyhanlarının anne ve babasını da koruyan, kollayan yine dedeleri Resulüllah (s.a.v.) idi. Ancak şimdi O (s.a.v.) öbür âleme göçmek üzere... Ve hepsi yalnız, hepsi kimsesiz kalacaklardır... "Hastalığının son zamanlarında Murtaza (a.s.) da oradaydı, "Ya Resulallah! Rüyamda gördüm ki, bir zırh giymiştim. Üzerimden çıkardılar" dedi. Hazreti Muhammed (s.a.v.), "O zırh Bendim ki, bütün kötülükten senin koruyucundum. Benim göçüp gitme vaktim yaklaşmıştır. Sen yalnız kalacak ve bir çok belaya uğrayacaksın. Ey Ali! Sakın ıstıraba düşünce sabırdan başka bir yol tutmayasın" buyurdu. Bu sırada Hz. Fatıma (a.s.) da ağlamaya başladı, "Ya Resulallah! Rüyamda gördüm ki, elimde Mushaf yaprağı vardı, ansızın elimden kayboldu" dedi. Hazreti Muhammed (s.a.v.) buyurdu ki: "Ey Fatıma! O yaprak Bendim. Gözünün önünden kaybolsam gerek." Bu sırada Hz. Hasan (a.s.) ve Hz. Hüseyin (a.s.) geldiler. "Ey sevgili dedemiz! Biz rüyamızda gördük ki, havada bir tahtırevan uçuyordu. Biz da onun altında baş açık yürüyorduk" dediler. Hazreti Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ey benim ciğer köşelerim! O taht Benim naaşımdır ki, siz misk kokulu saçlarınızı açıp onun altında yürüyeceksiniz." 150 "... Hazreti Muhammed (s.a.v.) Hz. Fatıma (a.s.)'a, "Hasan ve Hüseyin'i getir" buyurdu. Selam verip, ağlaya ağlaya karşısında durdular. Odada bulunanların hepsi onların bu hâlinden ağlamaya başladılar. 150 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, s. 142