PEYGAMBER EFENDİMİZİN MUCİZELERİ (4)
"Kâhindir" diyelim. Velid, bu kararı beğenmedi: "Kâhin değildir. Onun kelâmı, kâhinlerin diline benzemez." "Mecnundur" diyelim. "Mecnun da değildir. O'nda cinnet hâl ve alâmeti yok." "Şair diyelim!" "Şair olduğunu hiç iddia edemeyiz. Biz, şiirin her çeşidini biliriz. Şiire benzemez O'nun kelâmı." "Sâhîr (büyücü) olduğunu öne sürelim!" "Sâhire neresini benzetebiliriz ki? Üfürüğü yok; düğüm bağlaması yok; büyücülük işlerinden hiçbir şey gösterdiği yok." Şaşırıp kaldılar. "Ya ne diyelim?" Velid, tekliflerden hiçbirinde temel ve dayanak olmadığını görünce şöyle konuştu: "Bütün bu fikirler bâtıldır. Ağzınızı açıp tek kelime sarf etmeyiniz." Ben-i Seleme'den İshak b. Yesâri rivayet ediyor: "Ben-i Seleme'den birkaç yiğit, Allah Resulü'nün huzuruna varıp İslam'la müşerref oldular. Kabilelerine döndükleri zaman bir kimse gidip dönenler arasındaki oğluna hitap etti: `O zâtın kelâmından işittiğini bana naklet.' Oğlu, Fatiha Sûresi'ni okumaya başladı. Babası haykırdı: `Bu ne güzel, ne üstün, ne yüce kelâm! Her sözü böyle midir?' Oğlu cevap verdi: Bundan daha güzelleri var." Muhammed b. Kaab anlatıyor:
