MÜSTEŞRİK MANTIĞI VE EHL-İ KİTAP (9)


verdik. Bize mühlet ver düşünelim. Tevrat'a bakalım" dediler. Ve oradan çıkarak, Resulûllah'ın sıfatlarını, Deccal'in sıfatlarıyla değiştirdiler. Ve sonra dönerek Ka'b b. Eşref'e bu sıfatları okudular. O da, âlimlerin her birine bir ölçek arpa ve dört arşın keten bezi verdi. İşte Cenab-ı Hak, ayette "az bir paha" derken bu hakikati kastetmektedir. Aynı hakikat, yani, Resulûllah'ın sıfatlarının değiştirilmesi sûretiyle Tevrat'ın tahrif edildiği hakikati Bakara Sûresi'nin 79. ayetinin inişine sebep olmuştur: "Artık vay o kimselere ki; Kitab'ı kendi elleriyle yaparlar, sonra az bir pahaya satmak için, "bu Allah katındandır" derler. Ellerinin yazdığından ötürü vay onlara ve kazandıkları şeylerden dolayı vay onlara!" İbn-i Ebu Hatem'in, İbn-i Abbas'tan rivayet ettiğine göre bu ayet, Yahudi bilginleri hakkındadır. Onlar Tevrat'ta Hz. Muhammed'in sıfatlarını, "orta boylu, gözleri sürmeli, buğday tenli, dalgalı saçlı" olarak buldular. Fakat maddî kazançlarının ve mevkilerinin ellerinden gideceği korkusuyla hased ve kıskançlığa düştüler. Bu sıfatları değiştirerek, yerine "uzun boylu, gök gözlü, düz saçlı ve siyah tenli" yazdılar. Yazdıklarını Mekke müşriklerine ve halka göstererek, "Son Peygamberin eşkali böyledir, bunda o eşkal yoktur" dediler. 45 Âli İmran Sûresi'nin 93. ayetinde geçen, "Doğru iseniz Tevrat'ı getirip okuyun" ifadesi, Tevrat'ın tahrif edilmemiş olduğunun değil, bilakis tahrif edilmiş olduğunun, yüzde yüz delilidir. Şöyle ki, Cenab-ı Hak, "Getirin Tevrat'ı" buyurmak sûretiyle, o anda Peygamberimizle tartışan Yahudilerin Tevrat'taki tahrifatı çok iyi bildiklerini beyan ediyor. Çünkü, bu tahrifatı yapan bizzat o an huzurda bulunan Yahudilerin kendileridir. Aksi takdirde, Cenab-ı Hak onlardan, Tevrat'ı getirmelerini istemezdi. Çünkü, asırlar önce yapılmış değişiklikleri bu Yahudilerin bilmesine imkan yoktu. Ancak, 45 Vâhidî, Esbâb-ı Nüzûl, Kurtubî, Fethu'l-Kadir, Ruhu'l-Meâni ve Hazin tefsirleri