MÜSTEŞRİK MANTIĞI VE EHL-İ KİTAP (7)


ren kurtuluşa erer" buyurarak Müslüman olmaya çağırmazdı. Enes b. Mâlik'ten gelen rivayet şöyledir: "Peygambere hizmet eden genç bir Yahudi vardı. Hastalandı. Bunun üzerine Peygamber, ona hastalığı dolayısıyla uğradı. Ve başucunda oturup ona, "Müslüman ol" buyurdu. Hasta genç orada bulunan babasına baktı. Babası da, "Ebu'l-Kâsım'a (Hz. Peygambere) itaat et" dedi. Genç de kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu. Peygamber oradan çıktığında , "Hamd, onu ateşten kurtaran Allah'a mahsustur" buyurdu." 40 Diğer bir hadis de şöyledir: Hz. Ömer kitap ehli olan bazı kimselerden elde ettiği bir kitabı Resulûllah'a getirip okumak isteyince Hz. Peygamber kızmış bir halde, "And olsun ki Ben, size bu şeriatı bembeyaz ve tertemiz olarak getirdim. Din konusunda onlara (kitap ehline) hiçbir şey sormayın. Çünkü, onlara sorarsanız gün olur hak olan bir şey söylerler de, siz onun yalan olduğunu söylersiniz. Veya bâtıl bir şey söylerler de siz tasdik edersiniz. Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, eğer Musa hayatta olsa, Bana uymaktan başka bir yolu olmazdı" buyurmuştur. 41 Netice olarak deriz ki; Hz. Musa'nın ve Hz. İsa'nın şeriatlarından sapmış Yahudi ve Hıristiyanlara "cennetlik" deme ve din hususunda onlara danışma müsaadesini Kur'an ve Sünnet bize vermemektedir. Bunun aksi, hiçbir ilmî dayanağı bulunmayan bâtıl bir iddiadır. Bu mantık, müsteşrik mantığından farklı değildir. Aynı şekilde ilmî dayanağı bulunmayan bir başka iddia da, Yahudi ve Hıristiyanların ellerinde bulunan Tevrat ve İncil'in tahrife uğramamış, hakiki Tevrat ve İncil olduğu iddiasıdır. Bu iddiaya dayanak olarak şu ayetler gösterilir: 40 Buharî, Kitâbu'l-Cenâiz, 78; Ebu Dâvûd, Nesaî, Ahmed b. Hanbel 41 Fethu'l-Bârî, c. 13, s. 281