MÜSTEŞRİK MANTIĞI VE EHL-İ KİTAP (15)


önceki bütün peygamberlerin risaletleri mahalli, belirli bir kavme ait, belirli bir zaman ile sınırlı idi. İki peygamber arasındaki devreye hastı. Daha önceki peygamberler, insanları Allah'a kulluğa çağırırken, bu çağrının tabii neticelerinden biri de insanların sonraki risalete ehil olacak duruma getirilmesiydi. Oysa, Peygamber Efendimiz, bütün insanlar için gönderilmiş son peygamberdir. Ehl-i Kitap, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) sadece Kureyşlilere gönderildiğini, Mekke döneminde kendi peygamberliğini önce Kureyşliler'e yaymak istediğini, ancak Arapların sınırını aşarak Ehl-i Kitaba kadar uzattığını, sonra da Arap Yarımadası'nı geçerek bütün dünyaya aşılamak sevdasına kapıldığını ileri sürüyorlardı. Caneb-ı Hak, Araf Sûresi'nin 157-158. ayetlerinde, "Benim rahmetim herşeyi kaplamıştır. Ben O'nu -rahmetimleBen'den korkan, zekat veren ve ayetlerimize iman edenlere yazacağım. Onlar ki, -o Ehl-i Kitaplar kiyanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları O Elçi'ye, O Ümmi Peygambere tâbi olurlar. O Peygamber ki, onlara iyiliği emreder ve onları kötülükten de alıkoyar. Yine O Peygamber ki, onlara temiz şeyleri helal, çirkin ve zararlı şeyleri de haram kılar. Sıkıntıları ve ağırlıkları onların üzerinden çekip atar. O Ümmi Peygambere iman edenler, O'nu düşmanlarından koruyarak saygı gösterenler, O'na yardım edip O'nunla beraber indirilen Kur'an'a tâbi olanlar, işte sadece onlar ehl-i necattırlar. De ki: `Ey insanlar! Ben, Allah tarafından hepinize gönderilen bir elçiyim. O Allah ki, göklerin ve yerin hâkimiyeti O'na mahsustur. O'ndan başka bir ma'bud yoktur. Hayatı veren de, alan da O'dur. Öyleyse, gelin Allah'a ve O'nun Ümmi Elçisine iman edin ki, O Peygamber de Allah'a ve O'nun sözlerine iman etmektedir. Ve O Peygambere uyun, yani şeriatına uyun, ta ki hidayete kavuşasınız" buyuruyor. Mekke döneminde nâzil olan bu ayetler, açıkça Ehl-i Kitabın, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Mekke devrinde yaşarken kendi risa-