MÜBAHALE AYETİ (4)


Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Beni gönderen Allah'a yemin olsun ki, eğer hayır deselerdi vadi tepelerine ateş yağdıracaktı." Câbir der ki: İşte onlar hakkında, "... Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarınızı ve kadınlarımızı..." ayeti nâzil oldu. Yine Câbir diyor ki: Ayetteki, "Kendimizi ve kendinizi" kavli ile Resulüllah (s.a.v.) ve Ali İbn Ebi Tâlib, "oğullarınızı" kavli ile Hasan ile Hüseyin, "kadınlarınızı" kavli ile de Hz. Fatıma kastedilmiştir.70 Bu ayet, Resulüllah ile, kendilerinin hak üzere olduklarını ve kendi dinlerinin geçerliğini iddia eden Necran hıristiyanlarının elçileri arasında geçen tartışma üzerine inmiştir. Bu ayetin inişiyle Resulüllah, onları mubahaleye (lanetleşmeye) davet etmiş ve sonuçta onların iddiasını gırtlaklarına çevirmiş, onları delille susturmuş ve burhanla onlara gâlip gelmiştir; onlar da acılı azaba ve ebedi lanete yakîn ettikten sonra Resulüllah ve Ehl-i Beyt'iyle mübahale etmekten sakınarak bunun karşısında sulh yapmayı ve cizye ödemeyi seçmişlerdir. Bu olay, teferruat ve ayrıntılarını anlatmaya gerek kalmayacak kadar meşhurdur. Tarih, hadis ve tefsir kitaplarında bu olay çok detaylı bir şekilde beyan edilmiştir. Burada önemli olan, Allah Teala'nın bu ayette o yüce makama seçtiği kişilerin kimlerin olduğu ve bu ilahî seçimin medlûllarının beyanıdır. Tefsir, hadis ve tarih kitaplarına göre, Resulüllah'ın, Allah'ın emriyle bu ayetin örneklerine seçtiği kişiler, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'dir. Bunlardan başkası bu ayetin kapsamına girmez. 71 Sa'd b. Ebi Vakkas der ki: "De ki: Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıra70 Hadislerle Kur'an-ı Kerim Tefsiri, İbn Kesir, c. 4, s. 1271 71 Sahih-i Müslim, c. 4, 1871, Sünen-i Tırmizî c. 5, s. 225, Mesabin'us-Sünne, c. 4, s. 183, elKâmil fi't-Tarih, c. 2, s. 293, Esbabu'n-Nuzül, Vahid, s. 60, Tefsir-ur-Razi, c. 8, s. 81, Tefsir-ü Zemahşeri, c .1, s. 368, Tefsir'ül Kurtubî, c. 4, s. 104, Tefsir-ü Nesefi, c. 1, s. 221