MUAVİYE’NİN HALİFELİĞİ İLE İLGİLİ BAZI GÖRÜŞLER (3)


Her iki görüşün de kabul ettiği iki realite şudur: Birinci anlamıyla hilafet, Peygamberden sonra herkesi ilgilendiren genel egemenlik ve iktidar olarak bir realitedir. Ve bu realiteyi Ehl-i Beyt taraftarları da kabul eder. İkinci anlamıyla hilafet, dinde ümmet ile Peygamber arasında bir aracıdan ibarettir. Ki bu da bir realitedir. (Yani genel anlamda dinî meselelerin öğrenilmesinde başvuru kaynağı Ehl-i Beyt'tir. Ehl-i Beyt Peygamber ile ümmet arasında bir vasıtadır." 577 Öte yandan, hilafet aynı zamanda dünyevî bir otoritedir. İşte Ehl-i Beyt'in değerli imamlarına ait olan bu makam gasp edilmiştir. "... Ehl-i Beyt imamları ve onların gerçek izleyicileri yenilgiye uğratılmışlardır." 578 Bu temel tespitlerden sonra Muaviye'nin hilafeti meselesine şöyle yaklaşabiliriz: İbn-i Abbas'a göre, "Muaviye'de onu hilafet makamına yaklaştıracak hiçbir özellik yoktu." 579 Hz. Aişe de Muaviye'yi hilafet makamına uygunsuz bulup, kınadı. Bunu duyan Muaviye şöyle dedi: "Aişe'ye şaşırdım doğrusu, layık olmadığım bir şeyi elde ettiğime ve hak etmediğim bir makama oturduğuma inanıyor. O ne karışır bu işlere? Allah onu affetsin!"580 Muaviye, Sa'saa b. Suhan el-Abdi'ye sordu: "Beni halifelerden hangisi gibi görüyorsun?" 577 İmam Hasan'ın Barışı, s. 215 578 İmam Hasan'ın Barışı, s. 125 579 Mürucu'z-Zeheb, c. 6, s. 7 580 Şerh-u Nehcü'l Belaga, c. 4, s. 5