MEVEDDET AYETİ (6)


Bu görüşe vereceğimiz cevap şudur: Ücret kavramının anlamı, ancak bir iş karşılığında olması durumunda gerçekleşebilir. Ücret veren kimse, sahip kılındığı bir işe karşılık olarak ve yapılan işe de denk olması koşuluyla iş yapan kimseye mal ve benzeri bir şey verir. Kureyş'ten ücret talep etmeye gelince... Bunlar Peygamberimizi yalanlıyor, O'nun davetini inkar ediyorlardı. Onlardan ücret talep olmasının geçerli olması için, onların da Peygambere (s.a.v.) iman etmeleri gerekir. Çünkü Peygamberi (s.a.v.) yalanladıkları ve davetini inkar ettikleri sürece O'ndan bir şey almış olamazlar, dolayısıyla almadıkları bir şeyin ücretini vermeleri de söz konusu olmaz. Buna karşılık Kureyşliler O'na iman etmiş olsalardı ki -nübüvvet dinin üç ana prensibinden biridiro zaman da Peygambere (s.a.v.) buğzetmeleri tasavvur edilmez. Dolayısıyla, bu açıdan da sevginin risaletin ücreti olarak ileri sürülmesinin ve bu ücretin onlardan talep edilmesinin bir anlamı olmaz. Kısacası, ücret istenen kimselerin kafir olması durumunda ücret kavramının anlamı gerçekleşmiş olamaz. İman etmeleri durumunda da buğz etmeleri söz konusu olmaz. Bu durumda da sevgi istenmesine gerek yoktur. Aslında bu problem, cümledeki istisna edatının münkati kabul edilmesi halinde de geçerlidir. Çünkü onlardan ücret talep etme olayı, her durumda ancak onların mü'min olmaları açısından geçerli olabilir. İstisnadan sonra, yeni açıklamanın önceki cümlenin tüm bağlarından kopmasını gerektirir. Bu nokta üzerinden iyice düşünmek gerekir. 2- Bazılarına göre, akrabalık sevgisinden maksat, geçmiş akrabalık bağlarıdır ve hitap da Ensar'a yöneliktir. Nitekim söylendiğine göre, maddi sıkıntılarını gidermesi için Peygamberimize (s.a.v.) bir miktar mal getirmişlerdi. Ayet nâzil oldu ve bu yardım girişimi reddedildi. Rivayetlere göre, Peygamberimizle (s.a.v.) Ensar arasında Selma bint-i Zeyd en-Neccariye aracılığıyla ve de annesi Amine'nin dayıları aracılığıyla akrabalık bağı vardı.