KUR’AN’DA MİRAS HAKKINDAKİ AYETLER İLE “PEYGAMBERLER MİRAS BIRAKMAZ” ŞEKLİNDEKİ HADİSİN KARŞILAŞTIRILMASI (5)
sının zamanında nübüvvet makamına nâil oldu. Fakat ondan hiçbir miras almadı" diyorlar. "Zira, Hz. Yahya babasından önce şehit oldu. Bu yüzden `yerisuni' kelimesi nübüvvet olarak tefsir edilmelidir" demektedirler. Ehl-i Beyt alimlerinin görüşü ise şöyledir: Hz. Yahya'nın Hz. Zekeriya'dan miras alması Hz. Zekeriya'nın duasında zikredilmemiştir. Zira, Hz. Zekeriya duasında sadece Allah'tan kendisine mirasçı olacak bir evlat istemişti. Allah da onun duasını kabul etti. Her ne kadar Hz. Zekeriya Allah'tan çocuk istemekteki hedefine (kendisinden miras alması) ulaşamadıysa da... Şimdi bu ayetteki üç cümleyi zikrediyoruz: 1- Sen bana katından bir oğul ihsan et. 2- O bana da mirasçı olsun, Yâkub soyuna da. 3- Rabbim onu rızanı kazanmışlardan et. Bu cümlelerden birinci ve üçüncü cümlede bir talep vardır ve bu cümleler Hz. Zekeriya'nın duasının metnidir. O, Allah'tan kendisine hayırlı bir evlat bahşetmesini istemiştir. Fakat onun bu talebindeki hedefi miras meselesidir. Bu miras konusu onun duasında yer almasa da, o, Allah'tan istediklerine kavuşmuştur. Zikredilen bu ayette, Hz. Zekeriya'nın oğlu iki kişiden miras almalıydı. Yani Hz. Zekeriya'dan ve Yâkub soyundan ayetteki "... bana da mirasçı olsun, Yâkub soyuna da mirasçı olsun..." cümlesindeki Yâkub soyunun tamamından alınacak olan miras nübüvvet mirasından başka bir miras olamaz. Bu ayetin mânâsı Hz. Zekeriya'nın oğlunun tüm Yâkub soyundan miras alması anlamında değildir. Ayetteki ayırt etmeyi ifade eden "min" sözcüğünün delili ise sadece bu konunun doğruluğu için onun annesinden veya Yâkub soyundan olan bir şahıstan miras
