KORUNMASI GEREKEN BEŞ MUKADDES VARLIK (15)


uzaklaşmanın kalbi korumak anlamına geldiğini ifade ederler. İnsan nefsiyle mücahede ederek hidayete ulaşır: "Bizim için mücahade edenleri elbette Bize gelen yola hidayet ederiz." 244 Kalpler ise ancak zikretmekle huzura kavuşur: "Âgâh olunuz ki, Allah'ı zikretmekle kalpler mutmain olur ve huzur bulur." 245 Peygamberimiz dini koruma bâbında kalbin temizliğine işaretle şöyle buyurur: "Mü'minin kalbi tertemizdir, orada parlayan bir ışık vardır. Kâfirin kalbi ise siyahtır ve ters dönmüştür." 246 Resulûllah (s.a.v.), dini koruma hususunda kalbin hak üzere olmasını, bunun temini için de Cenab-ı Hakk'ın kabul buyurduğu İslam dininin yaşanmasını emir ve tavsiye etmiştir. Hâlbuki günümüzdeki İnsan Hakları Beyannameleri din farkı gözetmeksizin din ve vicdan hürriyetinden bahsetmektedirler ki, burada doğru-yanlış, hak-bâtıl kavramı dikkate alınmamaktadır. Bâtıl bir din ya da inancın bir hak veya hürriyet olarak kabul edilmesi neyi ifade eder ki! Buna rağmen; her türlü hak ve hürriyetin doğruyu aramaya vesile olacağı hususunu da bir müsbet unsur olarak kabul etmeliyiz. Fakat Resul-i Ekrem'in buyurduğu gibi katiyetle bilmeliyiz ki: "Her doğan, İslam fıtratı üzerine doğar. Sonra anne-babası onu Yahudi, Mecûsi ve Hıristiyan yapar." 247 Mü'minler için dini koruma hususunda evliliğin önemi büyüktür. Resul-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz bu hususta şöyle buyurmuştur: "Evlenen kimse dinin yarısını korumuş olur. Artık, diğer yarısını 244 Ankebût, 69 245 Ra'd, 28 246 Ahmed ve Taberanî 247 Buharî-Müslim