KORUNMASI GEREKEN BEŞ MUKADDES VARLIK (14)
eder ve yalnız Senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, nimete erdirdiğin kimselerin, gazaba uğramayanların, sapmayanların yoluna eriştir" 238 diyoruz. Dinin korunması, evveliyetle yaratılış gayesini oluşturan ibadeti yerine getirmekle olur. Resulûllah'ın bir `âbid-kul' olarak, ibadete ne kadar önem verdiğini biliyoruz. Nitekim, Cenab-ı Hak, "Ben, ins ve cinni ancak Beni bilmeleri ve Bana kulluk etmeleri için yarattım" 239 buyurmuştur. Peygamberimizin önemle üzerinde durduğu dini koruma görevi faydalı tahsil etmekle gerçekleşir. Zira `Allah'tan gerçekte âlimler korkar' ve Allah'tan en çok korkan da Sevgili Peygamberimizdir: "Allah'tan, kulları içinde ancak âlimler korkar." 240 "Ben, Allah'tan en çok korkanınızım." 241 Yine dinin korunması da nefsin terbiye ve tezkiyesi ile doğrudan alakalıdır. Nefsini terbiye ve tezkiye etmeyen, dinini de koruyamaz; heva ve hevesini ilâhlaştırır: "Ey Muhammed! Hevâ ve hevesini ilâh edinen, ilmi olduğu halde Allah'ın şaşırttığı..." 242 âyet-i kerime bunu ifade eder. "Ama kim, Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir." 243 Dini koruma görevi kalbi koruma ile de paralellik arzeder. Resul-i Ekrem (s.a.v.) bir hadislerinde, "Bir günah irtikâp eden kimsenin kalbinde izi kaybolmayan bir leke olur" buyurarak günahtan 238 Fâtihâ, 5-7 239 Zâriyât, 56 240 Fatır, 28 241 Buharî-Müslim 242 Câsiye, 23 243 Nâziât, 40-41
