HUNEYN BOZGUNUNUN ASIL SEBEBİ (9)
Peygamber oluşunun, davasındaki samimiyet ve kararlılığın delillerindendir. Gerçek dava eri, zaaf göstermez ve geri adım atmaz. Resulûllah'ta görülen de bu idi. Huneyn bize gösteriyor ki; cihad, hayatî faaliyetlerin tamamıdır. İnsan, hak yolda oldukça; hizmette birlik ve itaat gösterdikçe aşılamayacak güçlük yoktur. Bu sebeple kişi, Hakk'a hizmette, sadece nimete yahut zafere talip olmamalı; yalnız onları talep etmemeli; zaferi ve nimeti, Hak yolunda olmak olarak telakki etmelidir. Bu ölçü insanda hâkim olursa, nimet karşısında şımarmadığı gibi, musibet karşısında da ezilip yeise düşmez. Hayatı baştan başa cihad sahası olarak kabul eder. Hakk'a hizmeti hayat tarzı bilir. Yeri gelmişken burada cihad kavramı üzerine biraz duralım. Cihad; sıkıntı ve meşakkat anlamına gelen "cehd" kökünden gelir. Hakikatte de cihad, zorluklarla ve meşakkatlerle dolu bir ibadettir. Cihad, içinde bütün hayırları toplayan yüce bir ibadettir. "Cihadda hayır vardır" hükmü bu gerçeği ifade eden kesin bir karardır. Vücut ülkesinde ve toplumda Hakk'ın hâkimiyetini ifade eden ibadet olması münasebeti ile, cihadsız hayatı düşünmek tamamen nefsperestlik olur. Bu tür yaşayış, şekilde insanî görünse bile, hakikatte hayvanî bir hayat olur. Böyle bir hayat sürenlerin ruhî yücelik ve üstünlükleri yoktur. Hâlbuki insan, hayatını bir gayeye hasrederek, üstün hayat örneği vermesi gereken bir yaratılışa sahiptir. Onun için, insanın hem imanı, hem de yaradılışının gereği olarak, cihad ile hayatı bütünlük arz eder. Kısaca; mü'minin hayatı baştan başa cihaddır. Cihad; i'lâ-yı kelimetullah için Hakk'ın hâkimiyetini nefsin üzerine bina etmek olayıdır. Yani cihadda, sadece düşman hedef olmayıp, nefsi ve düşmanı da Hakk'a râm etmek; her iki durumda da Hakk'ın hâkimiyetini ilan etmek vardır. Bu sebeple, zorluk ve meşakkat ile dolu olan bu ibadet emredilmiş ve övülmüştür. O halde, zâhir-bâtın bütün Hak düşmanlarıyla her zaman ve her yerde, kendi şartlarında cihad etmek gerekmektedir. Cihad, imanın tezahürüdür. Cihad, imandan müstakil bir şube olmak yerine, imanın aksiyon hâlidir. Nasıl ki, iman, hayatın maddî-manevî bütün cihet-
