HENDEK SAVAŞI (M.626) MUCİZELER, İHANETLER, HİKMET VE İBRETLER (10)


olmaktır. Aynı mânâ ve ruh içerisinde İslam'a, imana, Hakk'a sahip çıkmak, aynı hassasiyet ve teslimiyet içerisinde Hak dostları ile beraber olmaktır. Düşmanın, küfür ve nifak ehlinin oyunlarına aldanmayıp can ve mal pahasına da olsa Hak yolda sabır ve sebat göstermektir. Özellikle; "Allah'ı ve ahiret gününü arzu eden, Allah'ı çok zikreden kimseler"in bu noktada duyarlı olmalarına dikkat çekilir. Onların sadece kendileri adına değil, aynı zamanda içinde yaşadıkları çağ, toplum ve insanlık adına var oldukları sözkonusudur. Bu sebeple insan, gücü nisbetinde sorumluluk taşımaktadır. Hendek kazımı ve ardından gelen düşman ordusu, birçok hakikatin adeta günyüzüne çıkması için bir vesile olmuştur. Hiç beklemediği bir hendekle karşılaşan küfür ordusu, hendek boyunca gidip geliyordu. Aşamıyorlardı hendeği. Medine'yi ve Müslümanları imha planı kursaklarında kalmıştı. Hendeği aşmak için çaba gösterirken Müslümanları içten vurmak için Benu Kurazya Yahudileri ile de görüşmelere devam ediyorlardı. Nitekim, Kurazyaoğulları da Müslümanlara karşı ihanet içine girmiş, arkadan vurma planını kabul etmiş, düşman cephesi ile anlaşmıştı. Sa'd b. Muaz ve Sa'd b. Ubade, meselenin içyüzünü öğrenmeleri için görevlendirilmiş ve gerekirse Yahudi ihanetini uygun bir dille Müslümanlara haber vermeleri istenmişti. Müslümanlar; bir yandan içteki Yahudi ihanetine fırsat vermiyor, bir yandan hendeği geçmeye çalışanlara haddini bildiriyor, bir yandan da, hendek boyunca bazı bölgelerde yoğunlaşıp hücum etmeye çalışan birliklere karşı savunma yapıyordu. Yaklaşık 5.5 km'lik uzunlukta, o döneme göre geniş bir harp sahası kabul edilebilecek alanda, durup dinlenmeden koşuşturuyorlardı. Komutanıyla, eriyle herkes seferber olmuş, dinlenecek, yiyecek, içecek bir an bile bulamyırolardı. Hatta Hz. Ali'nin (k.v.) belirttiğine göre, bu sıkıntılı günlerin birinde Hz. Peygamber ikindi namazını geçirmişti de; "Allah, düşmanların evlerine ve mezarlarına ateş doldursun; ikindi namazını unutturdular; sonunda güneş de battı" diyerek beddua