FETİHLERİN EN BÜYÜĞÜ HİKMETLERİN DE EN GÜZELİNİ TAŞIR (5)
Ebu Süfyan'ın kızı ve Resul-i Ekrem'in zevcesi olan Ümmü Habibe'nin aracı koşulması ve Ümmü Habibe'nin buna yaklaşmaması, babası Ebu Süfyan'a hiç yüz vermemesi, iman ve dava yakınlığının, neseb yakınlığının üzerinde olduğunu gösterir. Ebu Süfyan'ın açıkça herkese yalvarması, düştüğü zilleti gösterdiği gibi, Müslümanların Resulûllah'tan işaret almadan ona hiç yüz vermemeleri de şaheser bir itaat örneğidir. Muahedenin tek taraflı bozulmasından sonra Resul-i Ekrem'in tekrar anlaşmaya yaklaşmaması, Müslümanın kararlılığını göstermektedir. Muahedenin bozulmasından sonra Resulûllah'ın meşveret meclisini toplayarak Mekke'nin fethine karar vermesi, kararın tamamen gizli tutulması, Mekke'nin bütün yollarının kesilerek haber yollarının engellenmesi ve bu hususta Huzaa kabilesiyle işbirliği yapılmasında da birçok hikmetler vardır. Bu olay, Müslümanın, askerî deha ve siyasette ve sırrı muhafazada ne derece ileri olması lazım geldiğini göstermektedir. Ashabdan Hatib'in bir mektupla Mekke'nin fetih çalışmalarını yakınlarına bildirmek için bir kadını görevlendirilmesi ve bunun vahiyle tesbiti, Sâra adlı bu kadının bir heyetle takip edilmesi ve mektubun ondan alınması, Resul-i Ekrem Efendimizin bütün işlerinin vahyin kontrolünde olduğunu gösterir. Bütün insanlar, Hakk'a teslimiyetleri sayesinde Cenâb-ı Hakk'ın yardımından istifade edebilirler. Hususiyle evliyâullah, velâyet nuru sayesinde İlahî ilhamdan nasip alırlar ve böylece, iş ve kararlarında isabet ederler. Teslimiyet gösterip Hakk'a tevekkül edenler, Kur'an ölçüleri yanında İlâhî nurla da takviye edilirler. Bu, her devirde Allah-u Teâlâ'nın gerçek dostlarına lutfudur. Hatib'in bir heyet karşısında hesaba çekilmesi, savunmasının istenmesinde de alınacak dersler vardır. Bu bize, mü'minler hakkın-
