FETİHLERİN EN BÜYÜĞÜ HİKMETLERİN DE EN GÜZELİNİ TAŞIR (4)
aleyhine olmasına rağmen, yukarıdaki sebeplerden dolayı hakikatte İslam'ın lehine olmuştur. Sahabeden bazılarının itirazlarına rağmen Resul-i Ekrem Efendimiz, nübüvvet nuruyla ileriyi görmüş ve anlaşmayı kabul etmişti. Burada bir dava liderinin hadiselerin ilerisini görebilmesi, bunun için firaset ve basiret ehli olması ve etrafındakilerin ona itaat etmesi hususunda ders ve ibretler vardır. Hudeybiye sulhu bize gösterdi ki; fetihlerde aslolan, gönüllerin fethi ve fikirlerin değişmesidir. Mekke'nin fethinin kansız olması bundandır. On yıllık Hudeybiye Muahedesi'nin, iki yıl geçmeden tek taraflı olarak bozulması manidardır. Anlaşmaya göre Kureyş'in himayesinde olan Ben-i Bekirliler, Resul-i Ekrem himayesinde bulunan Huzaalılar'a birden bire saldırarak anlaşmayı ihlâl ettiler. Huzaalıların Resul-i Ekrem'den yardım istemeleri üzerine, Resul-i Ekrem, üç teklifle Mekkelilere teklif gönderdi. Müşrikleri soğukkanlı bir şekilde uyararak âdil ve basiretli davrandı. Müşrikler ise, artık Hudeybiye Muahedesi'ni tanımadıklarını bildirdiler. Burada pek çok ders ve hikmetler vardır: Ne pahasına olursa olsun, Müslüman, sözüne ve anlaşmalarına sâdıktır. Tek taraflı olarak anlaşmalarını feshetmez ve sözünden caymaz. Müslüman, olaylara soğukkanlı ve âdil yaklaşır; fırsatçılık yapmaz, hile mantığına tevessül etmez. Müslüman, kuvvetin hakta olduğunu bilir ve haksızlık yapmamaya çalışır. Daha sonra pişman olarak tekrar barışın temini için Ebu Süfyan'ı Medine'ye göndermelerinde de dersler vardır: İşlerinde kararsız olup, zilletle boyun eğenler ancak müşrikler olabilir.
