ESİRLER UBEYDULLAH İLE KARŞILAŞIYOR (2)


İbn-i Ziyad, "Hamd olsun Allah'a ki, ayıp ve kusurlarınızı ortaya dökerek sizi rüsvay etti, öldürdü! Ortaya attığınız gülünç ve boş beyanlarınızı yalana çıkardı!" dedi. Hz. Zeyneb, "Hamd olsun o Allah'a ki, Muhammed (s.a.v.) mensubiyetle bizi şereflendirmiş ve bizi hususi bir temizlikle günah kirlerinden de temizlemiştir. Hayır! İş hiç de senin dediğin gibi değildir. Allah ancak fâsıkları (hak yoldan sapmış, çıkmış olanları) rezil ve rüsvay eder, fâcirlerin (azmış, günaha dalmış olanalrın) asılsız laflarını yalana çıkarır!" dedi. İbn-i Ziyad, "Ehl-i Beyt'inize Allah'ın yaptığını nasıl görüyor, nasıl yorumluyorsunuz ya?" diye sordu. Hz. Zeyneb, Âl-i İmran Sûresi'nin Uhud şehitleri hakkındaki 154. ayetinden, "... üzerlerine öldürülmek yazılmış, takdir edilmiş olanlar, muhakkak yatacakları, öldürülecekleri yerlere çıkıp gideceklerdi." mealli kısmını okuduktan sonra, "Allah ahirette seninle onları bir araya getirecektir. Allah'ın huzurunda onlarla muhakeme olacak, davalaşacaksınız!" dedi. İbn-i Ziyad Hz. Zeyneb'in verdiği cevaba kızdı. Ona zulüm ve işkence yapmak istedi. Amr b.Hureys, "Allah valiye iyilikler versin. Bu nihayet bir kadındır. Kadın söylediği herhangi bir şeyden dolayı sorumlu tutulur mu? Sen ona bozuk ve karışık sözlerinden dolayı ne çıkış, ne de onu kına" dedi. İbn-i Ziyad, Hz. Zeyneb (a.s.)'a, "Allah senin Ehl-i Beyt'inden taşkınlık ve azgınlıkta direnen ve ileri gidenleri böyle yok etmekle içimin derdini giderdi, beni ferahlattı" dedi. Hz. Zeyneb, kendisini tutamayarak ağladı ve sonra da, "Sen benim yetişmiş yiğitlerimi öldürdün! Ehl-i Beyt'imi yok ettin! Ailemin en şereflilerini, büyüklerini, yükselen dallarımı, kollarımı kestin, biçtin! Soyumu, kökümü kopardın, kuruttun! Eğer senin bunlardan derdin iyileşebiliyor, için rahatlayabiliyorsa, iyileş ve rahatla bakalım!" dedi.