CÖMERTLİKTE ÖNDEYDİ (2)


sı, günlerce aç kaldığı halde az yemesi, müstahak kimselere dağıtılmadan evinde kalan maldan endişe etmesi; bütün bunlar O'nun ne kadar cömert olduğunu gösterir. Kendisine nübüvvet geldikten sonra bambaşka bir hâl almıştır. Birçok büyük şirk ve inat sahibi dahi bu cömertliğine şahit olarak Müslüman olmuşlardır. Buhari ve Müslim, İbn-i Abbas'ın şöyle dediğini rivayet ediyorlar: "Peygamber (s.a.v.), herkesten çok daha cömert idi. Cömertliğinin en kâmil safhası, Ramazan ayında Cebrail ile karşılaştığı zamanda tezahür ediyordu. Cebrail, her gece kendisini karşılıyor ve O'na Kur'an-ı Kerim okutuyordu." (Râvî) dedi ki: "Allah'ın Resulü, iyilik hususunda rüzgârdan daha hızlı bir şekilde cömertlikte bulunuyordu." Buhari ve Müslim, Câbir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet ediyor: "Hz. Peygamber'den her ne istenmişse asla reddetmemiştir." Ahmed, Enes'in şöyle dediğini rivayet ediyor: "İslam için Peygamber'den bir şey istense mutlaka onu verirdi." (Râvî) diyor ki: "Birisi kendisine geldi. İki dağ arasında bulunan zekât davarından kendisine bolca verilmesini emretti. Sonra aynı adam kavmine dönüp dedi ki: Ey cemaat! İslam'a giriniz, çünkü, Muhammed (s.a.v.) fakirlikten hiç korkmadan veriyor." Bir rivayette de şu ilave vardır: Bazen kişi, sadece dünyalık için Hz. Peygambere geliyordu. Fakat akşam olmadan öyle bir halle ayrılıyordu ki; din ona, dünya ve içindekilerden daha sevimli gelmeye başlıyordu. İbn-i Asakir, Safvan b. Ümeyye'nin İslam'a girişi olayını Abdullah b. Zübeyr'den şöyle rivayet etmiştir: Peygamber, Hevazın'a doğru yola çıktı. Beraberinde henüz Müslüman olmamış Safvan b. Ümeyye de bulunuyordu. Peygamber (s.a.v.) kendisinden âriyet (emanet) olarak silah istedi. O da yüz zırhı teçhizatıyla beraber verdi. Sonra dedi ki: "Bu mecburi mi, yoksa ihtiyarî midir?"