BEN-İ NADİR GAZASI: YAHUDİ İHANET ETMEDEN YAŞAYAMAZ (2)


ihanete dönüştüğü de oluyordu. Nitekim bu ihanet, Nadiroğulları Yahudilerinde Resulûllah'a suikast şeklinde kendini gösterir. Zira, bir davaya verilebilecek en büyük zarar, davasıyla bütünleşmiş önderi ortadan kaldırmaktır. Böylece ciddi tehlikeler, daha çok dava önderleri çevresinde yoğunlaşır. Bu ise, dava erlerinin daha dikkatli olmasını zaruri kılar. Aksi hâlde, oldu-bittiler, keyfiyetli insanları kolayca yok eder. İrşâd için gönderilen yetmiş Müslümanın Bi'r-i Maûne kuyusu başında şehid olduğu gün canını kurtarabilen Amr b. Ümeyye, Medine'ye dönüşünde Resulûllah'ın eman verdiği iki kişiyi öldürmüştü. Yapılan muahedeye göre, bu iki kişi için verilecek diyetin bir kısmını Ben-i Nadir Yahudilerinin temin etmesi gerekiyordu. Resulûllah, kendilerine durumu haber verdi. Yahudiler, "Hayhay, verelim tabii" diyerek diyet borcunun kendilerine ait olan kısmını üstlendiler. Hatta, Hz. Peygambere; "Sen bize üç adamını da alarak gel! Bizim hahamlarımızla da dinî meseleleri tartışırsınız. Hahamların gönlü hoş olur, ikna ederseniz hep beraber dinine gireriz" teklifinde bulundular. Ancak bu teklifin perde arkasında bir suikast da gizlenmişti. Hahamlar, aba ve elbiselerinin altına hançerler alıp, Allah Resulü'ne suikast düşünüyorlardı. Durumu Arap bir kadın, Ensarî olan Müslüman kardeşine bildirdi, haber de Allah Elçisi'ne ulaşır. Rivayetlere bakılırsa; suikastın diğer bir uzantısı, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) oturduğu gölgeliğin yanındaki evin üzerinden Amr. b. Cahş adında birinin taş yuvarlaması planıdır. Ancak Allah Resulü'ne Cebrail vasıtasıyla durum haber verilir. Yanında bulunan Ebubekir, Ömer, Ali, Zübeyr (r.a.) vb. sahabe-i kiramı alıp geri döner. Muhammed b. Mesleme'yi (r.a.) Ben-i Nadir yurduna elçi olarak gönderir ve on güne kadar bölgeyi terk etmelerini ister. Aksi hâlde harbin kaçınılmaz olacağını bildirir. Nadiroğulları, bölgeyi terk hazırlıklarına başlar. Ancak münafıkların reisi Übey b. Selül yeniden devreye girer. Zaten münafık-