KORUNMASI GEREKEN BEŞ MUKADDES VARLIK (13)
Evveliyetle, insanın her türlü inanç ve kanaatine saygı gösterilmelidir. Sonra da, bu inanç ve kanaatin sulh ve ikna yoluyla hak olup olmadığı hususunda ona yardımcı olunmalıdır. "Muhakkak ki, Allah indinde din İslam'dır." Dini koruma hususu, diğer mukaddes varlıkların korunmasının da temelini oluşturur. Namusa mukaddeslik kazandıran dindir, inançtır. Dini, inancı olmayanın namusundan bahsedilemez. Malın korunması, Allah'a kulluk yolunda vasıta olmasından dolayı önemi haizdir. Gaye, insanın kalben Allah'a gidişinde önündeki engelleri kaldırmaktır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), dinin korunmasıyla ilgili olarak Vedâ Hutbesi'nde bazı mühim noktalara dikkat çekmektedir: "Ey nâs! Bugün, şeytan, sizin topraklarınızda artık yeniden nüfuz ve saltanat kurmak kudretini ebedî olarak kaybetmiştir. Fakat siz küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız kendisini sevindirmiş olursunuz. Dininizi korumak için de bunlardan kaçınınız." Peygamberimiz, dini korumak konusunda temel bir göreve de şöyle işaret etmektedir: "Ey mü'minler! Size bir emanet bırakıyorum. Siz, ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet de Allah'ın Kitabı Kur'an'dır. Ey nâs! İfrattan (aşırı gitmekten) sakınınız. Evvelkilerin mahvolmalarının sebebi, dinde ifratları idi." Dini korumak görevi hayatî önemi haizdir. Öncelikle bu görev çerçevesinde hakkı bulmak, sırât-ı müstakim üzerinde olmayı gerektirir. Dini koruma çerçevesinde en zor, en ciddî iş; sırât-ı müstakim üzerinde istikrarla yürüyebilmektir. Bu sebeple, her namazda okunması vacib olan Fatiha Sûresi'nde, "Allah'ım, ancak Sana kulluk
