TEMEL TESPİTLER (5)


Esbâb-ı Nüzul'de âyeti izaha devamla şöyle deniyor: "Melekler de, Allah'tan başka ilâh olmadığını ikrar ve itiraf ettiler. Allah'ın şehadeti i'lâm ve ihbar olduğu gibi, meleklerin ve mü'minlerin şahidlikleri de ikrar ve itiraftır. Allah, varlığını ve birliğini yarattığı varlıklara bildirdi. Melekler de, gerek kendilerinde ve gerekse hariçte görüp müşahade ettikleri varlıklarla Allah'ın varlığına ve birliğine şahid oldular, kabul ve itiraf ettiler. `Ve ilim sahipleri de, doğruluk ve adaletle kaim olarak şahidlik ettiler', terkibi `peygamber'le tefsir edilmiştir ki, insanların en âlimleri onlardır. Ashâb-ı Resul, ehl-i kitaptan iman edenler ve mü'minlerin âlimleri ile de tefsir edilmiştir. Mânâ, umumî olduğundan hepsine şâmildir. Peygamberler, ashab-ı Resul, ehl-i kitabın mü'minleri ve mü'minlerin âlimleri de adaletle kaim olarak, Allah'tan başka ilah olmadığına şahit oldular." En büyük davanın, en büyük şahidi durumundaki bu âyet-i kerime Cenâb-ı Hakk'ı, meleklerini ve adaletle kaim olan âlimleri şahid tutmakla haklılığını, gerçekliğini ortaya koymaktadır. Vedâ Hutbesi'nin, bu gerçeği teyidle başlaması manidardır. Resul-i Ekrem (s.a.v.), kelime-i şahadet nuruyla insanların kalbinde en büyük inkılâbı gerçekleştirmiştir. O'nun tesis ettiği cemiyet, insanlık için bir nümûne-i timsal olmuştur. Böylece Vedâ Hutbesi; mucizevî bir şekilde, günümüzün materyalist dünya görüşüne ve bundan kaynaklanan "ilhad ve şirk" belasına en anlamlı cevabı vermiştir. Zira, âlem var olalı beri ilhad ve şirkten daha büyük cehalet tasavvur olunamaz. İbadete layık yalnız Allah'tır. O'ndan başkasına tapınma kötülüğün, cehaletin en büyüğüdür. "O Allah'tır şüphesiz hak olan. Ve O'ndan gayri ibadet ettikleri, şüphesiz ki bâtıldır. Yüce ve büyük olan Allah, ancak O'dur." 172 172 Lokman, 30