VEDÂ HUTBESİ (3)
Ey insanlar! Size öyle iki emanet bırakıyorum ki; onlara sımsıkı sarıldıkça asla yanlış yola sapmazsınız. Onlardan biri, Allah'ın Kitabı'dır. Diğeri ise ıtretim, yani Ehl-i Beytim'dir. Bu ikisi mahşerde Havz-ı Kevser'imin başında toplanıncaya kadar birbirinden ayrılmazlar. Allah, her hak sahibinin hakkını vermiştir. Bu sebeple, vârisler için vasiyet yapmağa lüzum yoktur. Çocuk, kimin yatağında doğduysa ona aittir. Babasından başkasına ait olduğunu iddia eden, efendilerinden başkalarına katılan köleler, Allah'ın lanetini kazanırlar. Ey halk! Bir kadının, kocasının izni olmadıkça, onun malından bir şeyi başkasına vermesi câiz değildir. Borç ödenmelidir. Kiralanan mal geri verilmelidir. Hediyeye, hediye ile mukabele etmek yaraşır. Başkalarına kefil olan kimse, kefaletin sorumluluğunu yüklenmiş demektir. Ey halk! Aşırı olmaktan, ifrattan sakının. Evvelkilerin mahvolmalarına sebep, dinde aşırı olmalarıdır. Nesi', küfrün aşırısıdır. Küfredenler onunla saptılar. Onu bir yıl helal sayarak, bir yıl haram sayarak Allah'ın kan dökmeyi yasak ettiği ayları geciktirmek ve böylece Allah'ın haram kıldığını helal kılmak, helal ettiğini haram saymak isterler. Zaman döndü dolaştı, nice devirler yaptı; yine Allah'ın yeri göğü yarattığı sıradaki hali üzere geldi. Allah nezdinde ayların sayısı on ikidir. Dördü haram aylardır; üçü art arda gelir. Receb ise tektir. Her kâtil, suçundan kendisi mes'uldür. Hiçbir katilin işlediği suç, çocuklarına şâmil olmaz. Hiçbir oğlun ve kızın suçu babayı sorumlu etmez. Müslümanları doğru yola yönelten adam, kesik burunlu bir zenci de olsa, ona itaat edin ki, cennete giresiniz. Burada hazır bulunanlar, bulunmayanlara sözlerimi tebliğ etsin-
