MADDİ GÜCÜ ZAYIF NİCE AZ TOPLULUKLARIN, MADDETEN KUVVETLİ NİCE ÇOK TOPLULUKLARA GALİP GELMESİNİN SEBEP VE HİKMETLERİ (2)


kişinin 1000 kişilik bir müşrik ordusunu mağlup etmesi; Uhud'da düşmana göre maddî yönden çok zayıf olan 700 kişilik iman ordusunun, 3 bini aşkın müşrik ordusunu ilk etapta mağlup etmesi ve Hendek'te 3 bin civarındaki İslam ordusunun 10 bini aşkın küfür ordusunu mağlup etmesi, örnekler arasında zikredilebilir. Görülüyor ki, inananlar kendilerinden üç-dört misli büyük olan küfür topluluklarını mağlup etmişlerdir. Bunların yanı sıra, Mûte harbi gibi daha şaşırtıcı örnekler de mevcuttur. Mûte'de 3 bin kişilik bir İslam ordusu o zamanın şartlarına göre modern donanımlı 100 bin kişilik Bizans ordusunu mağlup etmiştir. Bu durum, yalnız Asr-ı Saadet'e mahsus değildir. Daha sonraki hak-bâtıl çatışmalarında da aynı gerçeği görmek mümkündür. Malazgirt'te 40 bin kişilik İslam ordusu, 200 bin kişilik Bizans ordusunu mağlup etmiştir. Sırpsındığı'nda, Kosova'da, Niğbolu'da, Varna'da velhasıl bütün harplerde aynı gerçekle karşı karşıya kalıyoruz. Âdeta fizik kanunlarına meydan okuyan bu gerçek, bütün savaş sahnelerinde göz önüne serilmektedir. Bu tarihî bir vakıadır, inkârı mümkün değildir. O halde, bu vakıanın sebep ve hikmetlerine inmek gerekir. Maddî unsur ve saiklerle izahı yapılamayan bu olayın manevî ve batınî sebep ve hikmetlerine inmek zaruri olmaktadır. Bu gerçeği anlayabilmek için, olaylardaki sebep ve hikmet zincirini kavramak lazımdır. Âlemde tevhid esası hâkimdir. Bu âlem, hikmet âlemidir. Her olay bir sebebe bağlanmıştır. Bu sebepler silsilesi, bir müsebbibü'l-esbâba uzanmaktadır. Âlemde sebeplerin sebebi ve nihaî kaynağı yüce Allah'tır. Bütün sebepler, O'nun kudret elindeki ipler mesabesindedir. Âlemde çokluk (kesret) olmasına rağmen, kesrette vahdet vardır. Bu vahdet, Cenab-ı Hakk'ın küllî iradesine tâbidir. Olaylarda cebrîlik olmamasına rağmen her şey, bir ibret üzerine cereyan etmektedir. Her şey, Cenab-ı Hakk'ın küllî iradesine tâbidir. O halde; güç ve kuvvet Allah'tandır; zafer de Allah'tandır ve Allah, inananları sevmekte, onlara güç ve kuvvet vermektedir. Âlemde genelde geçerli hikmet düsturları olmakla birlikte, Allah-u Teâlâ'nın samimi mü'minlere lutf u keremi ve yardımı