TEBÜK BİR SAVAŞ DEĞİL, İMTİHANDI (3)


ların bulunması, yapılan fedakârlıkların büyüklüğünü vurgular. Bu sırada insanların ciddi denemelerle karşı karşıya olduklarını görüyoruz. Her zaman olduğu gibi, münafıkların bozgunculuğu baş gösterdi. Çünkü, münafıklar, olaylar ve zorluklar karşısında derhal ayaklanırlar. Zira, onlar inanmadıkları için kendilerini tehlikeye atmaz, bununla da kalmayarak itiraz eder, bozgunculuk yapar, fesat çıkarırlar. Sefere katılmak isteyen Müslümanlara, Kur'an-ı Kerim bunları şöyle bildirmektedir: "Resulûllah'ın rızası hilâfına olarak (Resulûllah'tan sonra) evlerinde oturarak (Tebük'ten) geri kalanlar sevindiler. Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad etmek istemediler. (Mücahidlere), `Sakın sıcakta gazaya çıkmayınız!' dediler. (Onlara) de ki: Cehennem ateşi daha sıcaktır, keşke bilseler (geri kalmazlardı)." 107 Münafıklar, mü'minleri seferden caydırmak gayretiyle de kalmayarak Yahudilerle işbirliği yapıyorlardı. Nitekim, Süreylim adında bir Yahudinin evinde toplanarak halkın sefere katılmalarına mâni olacak tedbirler alıyorlardı. Bu çalışma, Resulûllah (s.a.v.) tarafından tespit edildi. Hz. Talha'nın başkanlığında bir grup Müslüman giderek Süreylim'in evini yaktılar ve şer çalışmayı başarısız kıldılar. Ordu hareket ettiğinde, Uhud Savaşı'nda olduğu gibi münafıklar bir müddet ordu ile birlikte gelip, "Seniyyetü'l-Veda" denilen yerden geri döndüler. Öte yandan, gerçek mazeretleri olmadığı halde bazı bedeviler, yalan söyleyerek bahane uydurmuşlardı. Bu husus Kur'an-ı Kerim'de şöyle anlatılır: "Bedevilerden özür bahane edenler, izin almak için geldiler. Allah'a ve Resulü'ne yalan söyleyenler (evlerinde) oturdular. Bunlardan küfredenlere muhakkak şiddetli azap isabet edecek." 108 107 Tevbe, 81 108 Tevbe, 91