HUNEYN BOZGUNUNUN ASIL SEBEBİ (10)


lerini ihata ediyorsa; imanın âlâmet-i fârikası olan cihad da bütün hayatı içine alır. Demek; cihadın şuurunda olanlar, büyün hayatını ibadet hâline sokmuştur. İbadetin özü ise zikirdir ki, cihadı bâtıl kavgalardan ayırır. Dâim cihad, daim zikir olduğuna göre; cihadı zikr-i dâim hâline dönüştürmek hayatın kanı-canı hükmündedir. Cihad kavramı, itaat ve teslimiyeti beraberinde getirir. İtaat, kelime olarak; boyun eğmek, isteneni yerine getirmektir. Istılahta ise; Hakk'a Hak için, Hak adına tâbi olmaktır. Teslimiyet ise; itaatin severek, isteyerek, gönül rızası ile gerçekleşmesi olayıdır. Zaten Müslüman, Allah'a ve O'nun emirlerine kayıtsız şartsız teslim olan insan demektir. İtaat ve ibadet, Allah'a teslimiyet ve kulluğu ifade etmekle beraber, şümul olarak birbirinden farklıdır. İtaat, her sahada; gerek ibadetlerde, gerekse âdetlerde boyun eğip inkıyad etmektir. Buna göre, hayatını her şubesi baştan başa itaat çemberinin içine girmektedir. İtaat, başta Allah'a ve Resulü'ne olduğu gibi, bu itaat silsilesinin üçüncü halkasında, insanlar arasında hakkı tebliğ ve temsil ile vazifeli mü'minlerden oluşan bir merkezî otorite bulunmalıdır. Hakk'ın muvaffakiyeti için inananların, kendilerinden meydana gelen bir merkezî otoriteye itaatleri de Allah ve Resulü'ne itaatin şümulü içerisindedir. Bu çeşit itaat ve teslimiyet, hem hakikatin galebesi ve hem de her mü'minin kurtuluşu için zaruridir. Huneyn'de kadınların gösterdiği şecaat ve bağlılık, her türlü takdirin üstündedir. Huneyn'de zor anlarda Resul-i Ekrem'in etrafında yalınkılıç savaşan kadınları görüyoruz. Ümmü Umare, "Müslümanlar, her tarafta bozguna uğradıkları zaman benim elimde keskin bir kılıç vardı" der. Ümmü Süleymi Abdullah b. Ebi Talha'ya hamile olduğu halde beline bir hançer bağlamıştı. Ümmü Salit ve Ümmü Haris gibi kahraman kadın savaşçılar, "Savaştan kaçmak size yaraşmaz" diyerek Ensar'ı kınıyordu. Huneyn zaferi üzerine,