FETİHLERİN EN BÜYÜĞÜ HİKMETLERİN DE EN GÜZELİNİ TAŞIR (8)


Keza; Resul-i Ekrem'in elindeki eğri değnekle Kâbe'deki putların itilerek düşürülmesi de putların güçsüzlüğüne ve bâtıl ile alay edilmesine en çarpıcı örneği teşkil eder. Kâbe'nin, putlardan ve şirk unsurlarından temizlenmesi, nazargâh-ı İlahî olan kalplerin de şirk unsurlarından, mâsivadan temizlenmesinin hayatî önemi haiz olduğunu gösterir. Zira, ikisi de Allah'ın evidir. Şu farkla ki, Kâbe, Allah'ın evi olarak vasfedilmekle beraber, kul eliyle inşa edilmiştir. Zaten Kâbe'nin putlardan temizlenmesi, aslında kalplerin şirk unsurlarından ve mâsivâdan temizlenmesinin tabiî sonucudur. Kâbe'nin putlardan temizlenmesinden sonra Resul-i Ekrem'in (s.a.v.) irad ettiği hutbelerinde üstünlüğün soy sopla değil, iman ve takva ile olduğunu ilan etmesi ve cahiliye devrinden kalma âdet ve ananeleri kaldırması, yeryüzünde tevhidin hâkim olması bakımından büyük önem taşımaktadır. Mekke'nin fethi, İslam'ın, bazı ard niyetlilerin iddia ettiği gibi kılıç zoruyla değil, gönüllerin fethiyle yayıldığını göstermektedir. Nitekim, daha sonra gerçekleşen pek çok fetihte aynı mânâ ve hikmetin korunduğunu görmekteyiz. Zaten fetihle işgal asıl bu noktada ayrılmaktadır. Yine Mekke'nin fethi göstermiştir ki, Hak'la beraber kuvvetin de birarada toplanması, ekseriya, insanların rağbetini celbeder. İnsanların ekserisi güçlünün yanındadır. Her an Hakk'a tâbi olanlar ise, gerçek dava adamlarıdır. Hak'la beraber güçlü olmak ise, zayıf insan tabakalarının Hakk'ı tercihine sebep olacaktır. Bu bakımdan, her devirde, hususiyle günümüzde Müslümanların güçlü olmaları ve karşılarında ittifak etmiş şer güçlere karşı güçlerini birleştirmeleri büyük önem taşımaktadır. Hz. Peygamber'in Mekke'nin fethinden sonra Medine'ye dönmesi, Ensar'a olan vefakârlığının delili ve ispatıydı. "Hayatım da,