MEKKE DOSTLARINA KAVUŞUYOR! (3)
duğunu, ancak fakir ve nüfuzsuz bir kimse olduğundan Mekke'de bulunan ailesine bir zarar gelmesinden korktuğu için böyle bir iş yaptığını itiraf etti. Resulûllah, Hatib'i, Bedir'de bulunduğu ve Cenab-ı Hak, bu savaşta bulunanların tümünü yarlığadığını bildirdiği için affetti. Nihayet, Peygamberimiz 10 bin kişilik ordusunun başında ikindi vakti, oruçlu olarak Medine'den yola çıktı. Ancak, sıcaktan bunalınca Küdeyd mevkiinde orucunu açtı. Resulûllah ordusuyla Merruzzahran'a gelince orada konakladı. 10 bin ateş yakılmasını Müslümanlara emretti. Hz. Ömer, gece nöbetçilerine komutan tayin edildi. Bu arada Ebu Süfyan, yanında Kureyş'ten birkaç kişiyle beraber, haber toplamak üzere konak yerinin yakınlarına kadar geldi. Yakılan ateşleri görünce dehşete düştüler. Peygamberimiz ise casusların yakalanması için atları göndermişti. Ebu Süfyan ele geçirilince, Müslümanlar onu öldürmek için üşüştüler. Hz. Abbas, onu kurtararak himayesine aldı. Resulûllah, "Yazıklar olsun sana ey Ebu Süfyan! Allah'tan başka ilah olmadığını kabul etme vaktin gelmedi mi?" buyurdu. Ebu Süfyan ise, "Vallahi sanırım ki Allah'tan başka ilah olmasa gerek, fakat Senin Resulûllah oluşuna gelince, içimde bir şüphe var" dedi. Nihayet şehadet getirip Müslüman oldu. 69 Peygamberimiz, Hz. Abbas'a, Ebu Süfyan'ı alarak İslam ordusunun ihtişamını seyrettirmesini emretti. Kendisi de orduyu savaş düzenine soktu. İslam ordusu harekete geçti. Ebu Süfyan'ın önünden gelip geçmeye başladılar. Bu ihtişamlı manzara karşısında dehşete düşen Ebu Süfyan, "Ne Kayser, ne Kisra bu saltanata erişebilmiştir. Ey Abbas! Kardeşinin oğlunun pek büyük bir saltanatı var" deyince Hz. Abbas, "Bu hükümdarlık değil, peygamberliktir" cevabını verdi. 69 İbn-i İshak, İbn-i Hişâm, Sîre, c. 4, s. 45-46
