MEKKE DOSTLARINA KAVUŞUYOR! (2)
Gerçekten de Ebu Süfyan, Medine'de çalmadık kapı, başvurmadık kimse bırakmadı. Peygamber Efendimiz'i görmekten utanan Ebu Süfyan, önce kızı Ümmü Habibe'ye gitti. Ümmü Habibe Peygamber Efendimizin zevcesiydi. Ebu Süfyan, kızından şefaat isteyecekti. Fakat, Ümmü Habibe, kendisini soğuk karşıladığı gibi, Peygamber Efendimiz'in oturduğu yere oturmasın diye minderi toplayıp kaldırdı. Ebu Süfyan, kızından şefaat alamadı. Hz. Ebubekir'e, Hz. Ömer'e, Hz. Ali'ye başvurdu. Hatta o zaman henüz küçük birer çocuk olan Hasan ve Hüseyin'in bile kendisi için aracı olmalarını Hz. Fatıma'dan istedi. Ancak, istekleri hep reddedildi. Bütün ashab hep aynı şeyi söylüyor, "Resulûllah'a karşı kimse himayeye alınamaz" diyorlardı. Hatta ashabdan en yakın dostu olan Sa'd b. Ubade bile Ebu Süfyan'ı geri çevirdi. 67 Böylece Ebu Süfyan, elleri boş olarak Mekke'ye geri döndü ve olan bitenleri kavmine anlattı. Bu arada Peygamberimiz yol hazırlığına girişti. Bu hazırlığı her ne kadar gizli tutmak istediyse de, ashabdan Hatib b. Ebi Beltea, Kureyşliler'e bir mektup yazarak, Hz. Peygamberin bu kararını bildirmek istedi. Mektubu bir kadına verdi. Kadın bu mektubu saçlarının arasına gizleyerek yola çıktı. Ancak, vahiyle durumu haber alan Resulûllah, Hz. Ali, Zübeyr b. Avvam ve Mikdat b. Esved'i bu kadını durdurup mektubu almaları için gönderdi. "Mektubu vermek istemezse boynunu vurunuz" buyurdu. Nihayet kadına yetiştiler. Kadın kendisinde mektup olmadığına dair yemin edince geri dönecek oldular. Ancak, Hz. Ali, "Allah'a yemin ederim ki, ne Resulûllah yalanlanır, ne de biz yalanlanırız" diyerek kılıcını sıyırdı. Bunun üzerine kadın mektubu çıkarıp verdi. 68 Mektubu alan Peygamberimiz, hemen Hatib b. Ebi Beltea'yı huzuruna çağırarak, sorguya çekti. Hatib, dininden asla dönmemiş ol67 Vakıdî-Megazî, c. 2, s. 794 68 İbn-i İshak, İbn-i Hişâm, Sîre, c. 4, s. 41
