HAYBER’İN FETHİNİN ARDINDAKİ HİKMETLER (4)


Gatafan kabilesi kuvvetleri korkuya kapılarak geri dönmüştü. Yahudiler ise yapayalnız savaşmayı kabul etmek zorunda kalmışlardı. Burada, harp komutanlığındaki eşsiz dehayı, ince taktiği müşahade ediyoruz. Yine, Hz. Peygamberin engin siyaset ve uzak görüşlülüğünün bir neticesi olarak; Şam ticaret yolunu da bu fetihle açtığını görmekteyiz. Zira, Arapların ana ticaret merkezi Şam olup, Yahudiler de Şam yolu üzerinde bulunmaları ve burada güç toplamaları hasebiyle, İslam'ın yayılıp güç bulmasında büyük tehlike oluşturacaklardı. Hayber'in fethiyle Resulûllah Efendimiz, ileride zuhur edecek olan böyle bir tıkanıklığa da meydan vermemiş oldular. Resul-i Ekrem, orduya hareket emrini vererek Hayber önüne vardığında, yine Yahudilere barış teklifinde bulunmuştu. Kabul ettiremeyince, nihayet cihada karar vermişti. Burada da barışa verilen önem vurgulanmaktadır. Hayber 8 kaleli, iyice tahkim edilmiş, 20 bin askerle korunan bir güç merkeziydi. En güçlü kalesi Kamus olup, kumandanı bin savaşçıya bedel sayılan Merhab idi. Hayber muhasarası çetin geçmişti. Son kale Kamus, 20 gün dayanmıştı. Burada İslam ordusunun kahramanlığı dillere destan olmuştur. Hususiyle son gün, Resul-i Ekrem'in sancağı Hz. Ali'ye teslim etmesi, Hz. Ali'nin kale kumandanı Mehrab'ı öldürmesi, Yahudileri teslim olmaya mecbur etmiştir. Hz. Ali'nin Merhab'ı önce İslam'a, sonra sulha davet etmesi yine İslam'ın eşsizliğini göstermektedir. Kabul ettiremeyince de imandan kaynaklanan kahramanlığın şahikasını müşahade ediyoruz. Şunu da hemen belirtmeliyiz ki; Hayber'in güçlü kalelere ve askerlik sanatını çok iyi bilen askerlere sahip olduğu herkesçe biliniyordu. Ayrıca, harp silahları açısından da oldukça güçlü idiler. İşte bütün bunlara rağmen mağlup olmaları, civardaki birçok kabilenin Müslümanların gücünü görüp ayıkmasına sebebiyet vermiş, nite-